İngilizce » Türkçe  |
Yukarı  |
| A level |
- [N] lise bitirme sınavı (Brit.)
|
|
| a level |
lise bitirme sınavı (brit.) |
i. |
|
İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
| air level |
|
|
| educational level |
|
|
| eye level |
|
|
| ground level |
|
|
| split-level house |
- [N] ev: odalarının seviyeleri farklı ev
|
|
| level |
{'levəl}
- [A] düz, yatay, aynı seviyede, ölçülü, dengeli, seviyeli, makul, mantıklı, akılcı, namuslu, dürüst
- [N] düzlük, düzey, seviye, hiza, su terazisi, düzeç, zemin
- [V] düzeltmek, düzleştirmek, yıkmak, yerle bir etmek, eşitlemek, dengelemek, yöneltmek, hedef almak, nişan almak
|
|
| carpenter's level |
|
|
| do one's level best |
- [V] elinden geleni yapmak
|
|
| Do you have a more level spot? |
- [PHR] düzgün: Başka biraz düzgün yer var mı?
|
|
| on a level with |
- [ADV] aynı hizada, seviyesinde
|
|
| one's level best |
|
|
| level crossing |
- [N] demiryolu geçidi, hemzemin geçit
|
|
| level down |
- [V] aynı seviyeye indirmek, düşürerek eşitlemek
|
|
| level-headed |
{'levəl,hedıd}
- [A] sağduyulu, mantıklı, akılcı, aklı başında, dengeli
|
|
| level off |
- [V] düzeltmek, yatay duruma getirmek, yatay hale gelmek, hedef almak, saldırmak
|
|
| level out |
- [V] düzeltmek, yatay duruma getirmek, yatay hale gelmek, hedef almak, saldırmak
|
|
| level up |
- [V] aynı seviyeye çıkarmak, yükselterek eşitlemek
|
|
| level with |
- [A] aynı seviyede, eşit yükseklikte
|
|
| level with smb. |
- [V] samimi olmak, dürüst davranmak
|
|
| level with the ground |
- [ADV] yer seviyesinde, yer hizasında
|
|
|
Türkçe » İngilizce İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
|
|