Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
I'll pick you up at 5 o'clock.
  • [PHR] almak: Seni saat 5'te alırım.

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
have a bone to pick with smb.
  • [ID] paylaşacak kozu olmak
pick up the gauntlet
  • [V] düelloyu kabul etmek
pick up the glove
  • [ID] meydan okumaya karşılık vermek, düello davetini kabul etmek
hand-pick {,hænd'pık}
  • [V] seçmek, toplamak
pick holes in
  • [ID] kusur bulmak, ince eleyip sık dokumak, ince alay etmek
You can pick it up in an hour.
  • [PHR] saat: Bir saat içerisinde alabilirsiniz.
ice pick {'aıspık}
  • [N] dağcı kazması
Where do we pick up the keys?
  • [PHR] anahtar: Anahtarları nereden alabilirim?
You can pick it up later today.
  • [PHR] bugün: Bugün içerisinde alabilirsiniz.
nit-pick {'nıt,pık}
  • [V] kusur aramak, her şeye kusur bulmak
pick oakum
  • [N] üstüpü kullanmak, hapishanede yatmak
I'd like to pick up my photos.
  • [PHR] fotoğraf: Fotoğraflarımı almak istiyorum. Buyurun bu fişim.
pick Dinle! {pık}
  • [N] kazma, kürdan, seçme, seçenek, hasat, toplanan ürün miktarı, burun karıştırma
  • [V] toplamak, koparmak, yolmak, ayıklamak, didiklemek, karıştırmak {burun}, kemirmek, seçip almak, seçmek, küçük küçük yemek, gagası ile toplamak, delmek, kazmak, çapalamak, sivri bir şeyle açmak {kilit vb.}, yankesicilik yapmak, çekiştirmek
May I pick it up?
  • [PHR] almak: Elime alabilir miyim?
take your pick!
  • [INTRJ] al: istediğini al!, seç bakalım!
pick-a-back {'pıkəbæk}
  • [A] omzunda, sırtında
  • [ADV] omzuna alarak, sırt: sırtına alarak
pick and choose
  • [V] titizlikle seçmek
pick at
  • [V] mızmızlanarak yemek, zorla yemek, burnunu sokmak, karışmak, kusur bulmak
pick courage
  • [V] cesaret toplamak
pick-me-up Dinle! {'pıkmı,ʌp}
  • [N] canlandırıcı içki, canlandırıcı şey