Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
fret saw {'fretsɔ:}
  • [N] oyma testeresi, kıl testere
fret saw oyma testeresi, kıl testere i.

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
fret Dinle! {fret}
  • [N] aşınma, yenme, üzüntü, sıkıntı, endişe, perde (müz.), kenar süsü, kafesli süs
  • [V] aşındırmak, kemirmek, yıpratmak, eskitmek, yiyip bitirmek, üzmek, endişelendirmek, sinirlendirmek, kızmak, üzülmek, kendi kendini yemek, endişelenmek
fret and fume
  • [V] söylenmek, mırıldanmak
fret f. {

__ted,

__ting}
1. {küçük şeyler için} endişe etmek; endişelendirmek, endişeye düşürmek.
2. {küçük şeyler yüzünden} sinirlenmek, kızmak, sıkılmak; sinirlendirmek, kızdırmak, sıkmak.
3. yıpratmak; aşındırmak; çürütmek.
4. dalgalandırmak.
fret i.
1. müz. {telli çalgıların sapı üzerindeki} perde.
2. mim. fret, sapak.

f. {

__ted,

__ting} mim. fretlemek.
fret f. {ted, ting}

i. üzülmek, sıkılmak, söylenmek; üzmek, kızdırmak, sinirlendirmek, rahatsız etmek; aşındırmak, yıpratmak, yemek; aşınmak, yenmek, yıpranmak; çalkalandırmak, dalgalandırmak; çalkalanmak;i. üzüntü, sıkıntı, öfke; aşınma; yenmiş yer. fret and fume mırıldanmak, söylenmek. in a fret sinirli, asabi.
fret i.

f. {ted, ting} {müz}. sazın parmak basacak taksimi, perde; kenar süsü;

f. kenarını süslemek; {mim}. kabartma yapmak; sazın perde taksimlerini takmak. fret saw kıl testere. fretwork

i. bazı yeri kabartma bazı yeri oyma olan iş.
fret
1. {f}. {ted, ting} {i}. üzülmek, sıkılmak, söylenmek; üzmek, kızdırmak, sinirlendirmek, rahatsız etmek; aşındırmak, yıpratmak, yemek; aşınmak, yenmek, yıpranmak; çalkalandırmak, dalgalandırmak; çalkalanmak;{i}. üzüntü, sıkıntı, öfke; aşınma; yenmiş.
2. {sürekli olarak} üzülmek. sıkılmak. kaygılanmak. huysuzlanmak.
fret fret fret İsim * {telli çalgıların sapı üzerindeki} perde. architecture * fret, sapak. Fiil, architecture (D) fretted, fretting * fretlemek.
fret fret fret Fiil (D) fretted, fretting * {küçük şeyler için} endişe etmek; endişelendirmek, endişeye düşürmek. * {küçük şeyler yüzünden} sinirlenmek, kızmak, sıkılmak; sinirlendirmek, kızdırmak, sıkmak. * yıpratmak; aşındırmak; çürütmek. * dalgalandırmak.
fret {ted, ting} üzülmek, sıkılmak, söylenmek; üzmek,
fret {ted, ting} {müz.} sazın parmak basacak taksimi, p
fret v.somurt:n.somurtma
fret {sürekli olarak} üzülmek
fret sıkılmak
fret kaygılanmak
fret huysuzlanmak
fret aşınma, yenme, üzüntü, sıkıntı, endişe, perde (müz.), kenar süsü, kafesli süs i.
fret and fume söylenmek, mırıldanmak