Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
grain Dinle! {greın}
  • [N] tane, tahıl, tanecik, zerre, granül, damar, çizgi, damarlı yüzey
  • [V] tanelemek, öğütmek, ağacı damarlı boyamak, damarlı yapmak
grain {i.}, {f.} tane, habbe, tohum, zerre; hububat; eczacı tartısında 0,065 gram; doku, ağaç ve taşın damarı, bu damarların düzen lenişi; mizaç, huy; {f.} tanelemek; ağaç damarlarını taklit edercesine boyamak, mermer taklidi boyamak; deriyi işlemek; sepilemek; tanelenmek. grain alcohol hububat alkolü. grain elevator tahıl ambarı. grain leather tüylü yüzü işlenmiş deri. grain side derinin tüyleri çıkarılmış yüzü. a grain of common sense bir nebze anlayış. against the grain tabiatına zıt, hoşuna gitmeyen. close grained sık damarlı. coarse grained iri taneli, kaba damarlı. cut across the grain ağaç damarlarından kesmek. dye in grain iyice boyamak. fine grained ince taneli, ince da- marlı; aslında kibar olan. with a grain of salt ihtiyatla, şüphe ile. graining {i.} ağaç damarlarını veya mermeri taklit ederek bo yama .
grain i.
1. {arpa, buğday, mısır v.b.} tane: three grains of wheat üç buğday tanesi.
2. tahıl, hububat.
3. zerre.
4. {bir ağaç parçasının içindeki} damarların düzeni.
grain tane
grain tane

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
against the grain
  • [ID] isteksizce, tersine
dyed in grain
  • [A] solmaz, rengi atmaz, sağlam, damarına işleyen boya ile boyanmış
growing grain
  • [N] ekin
it goes against the grain for me
  • [ID] ters geliyor, yapıma aykırı
it goes against the grain with me
  • [ID] ters geliyor, yapıma aykırı
of fine grain
  • [A] ince taneli
grain alcohol
  • [N] tahıl alkolü, hububat alkolü
with a grain of salt
  • [ADV] kuşku ile karşılamak, kuşkuyla, şüpheyle, inanmayarak
against the grain doğasına aykırı
austenite grain size ostenit tane büyüklüğü
fine-grain ince taneli
go against the grain {birinin} tabiatına aykırı olmak.
take s.t. with a pinch/grain of salt k. dili bir şeye pek inanmamak, bir şeyi ihtiyatla dinlemek.
with a grain of salt ihtiyat kaydıyla.
wood grain tahtadaki lif dokusu
go against the grain * {birinin} tabiatına aykırı olmak.
take something with a grain of salt * bir şeye pek inanmamak.
with a grain of salt * ihtiyat kaydıyla.
grain alcohol hububat alkolü
grain moth hububat güvesi