Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
it is not fair
  • [PHR] haksızlık bu
it is not fair haksızlık bu

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
fair copy
  • [N] temiz nüsha, kopya: temize çekilmiş kopya
fair Dinle! {feər}
  • [A] sevimli, şirin, güzel, insaflı, açık, beyaz tenli, iyice, sarışın, hassas, nazik, temiz, dürüst, namuslu, adil, iyi, okunaklı, yabani, uygun, makul, doğru, orta, vasat, kayda değer, çok
  • [ADV] güzelce, efendice, uygun bir şekilde, uygunca, dürüstçe, adilane, doğrudan doğruya, dosdoğru, harfi harfine, tamamen, büsbütün
  • [N] fuar, panayır, festival
a fair sum
  • [N] bir hayli, epeyce miktar
play fair
  • [V] oyunu kurallarına göre oynamak, dürüstçe oynamak, temiz oyun çıkarmak
the fair sex
  • [N] kadın: kadınlar, dişiler
through fair and foul
  • [ID] iyi ve kötü günde
fair average
  • [A] vasat, ortalama
fair boy
  • [N] gözde, favori
fair enough!
  • [INTRJ] haklısın!, doğru!, uygun!
fair friend
  • [N] iyi gün dostu
fair game
  • [N] yasak olmayan av, çantada keklik, meşru hedef
fair-haired Dinle! {,feər'heərd}
  • [A] sarışın
fair-minded Dinle! {'feər,maındıd}
  • [A] adil, tarafsız, sağduyulu
fair name
  • [N] iyi şöhret
fair play {,feər'pleı}
  • [N] temiz oyun, dürüst iş, tarafsızlık
fair price
  • [N] makul fiyat, uygun fiyat
fair sex
  • [N] kadın milleti, kadın: kadınlar
fair-weather {feər'weðər}
  • [A] açık havaya uygun, açık hava
give fair quarter
  • [N] müsamaha göstermek, hoşgörülü davranmak
rag fair
  • [N] bit pazarı