Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
but Dinle! {bʌt}
  • [ADV] sadece, yalnızca, hiç olmazsa, yani
  • [CONJ] fakat, ama, ancak, halbuki, oysa, başka, hariç, ki
  • [N] itiraz, karşı çıkma
but edat -den gayri, -den başka: The new maid will do almost anything but wash windows. Yeni hizmetçi, pencere silmek hariç, hemen hemen her işi yapar.

bağ. fakat, ama, lakin, ancak, halbuki, ki: I´ll do almost anything for you, but I won´t do that. Sizin için hemen hemen her şeyi yaparım, ama onu yapmam.

z. ama, sadece, yalnızca: He´s but a child. Ama o bir çocuk.
but {edat}, {bağlaç},

z. -den gayri, -den hariç; {bağlaç} fakat, ama, lakin, ancak, halbuki, ki;

z. sadece, yalnız. No if s or buts! itiraz yok! all but -den gayri az kalsın. but for saye sinde, olmasaydı. but what ki, gene de,rağmen. There was never a new plan but what someone objected to it Yeni hiç bir plan yoktur ki birisi itiraz etmesin.
but but b^t Edat * -den gayri, -den başka: The new maid will do almost anything but wash windows. Yeni hizmetçi, pencere silmek hariç, hemen hemen her işi yapar. Bağlaç * fakat, ama, lakin, ancak, halbuki, ki: I'll do almost anything for you, but I won't do that. Sizin için hemen hemen her şeyi yaparım, ama onu yapmam. Zarf * ama, sadece, yalnızca: He's but a child. Ama o bir çocuk.
but {edat.}, {bağlaç.}, -den gayri, -den hariç; {bağl

Türkçe » İngilizce Yukarı
but
  • [N] thigh, buttock, leg, drumstick, haunch, hindquarter, huckle
but
1. thigh.
2. rump.
3. leg {of meat}.
but * thigh. * rump. * leg {of meat}.
but buttock
but gigot