Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
table Dinle! {'teıbəl}
  • [N] masa, sofra, masadakiler, tablet, tablo (mat.), çizelge, tabla, kafatası kemik tabakalarından biri
  • [V] masaya koymak, sunmak, göstermek, tartışmaya sunmak, ertelemek, listeye geçirmek, cetvele yazmak
table i.

f. masa; sofra, sofraya konan yemek; sofraya oturanların hepsi; düz tepe; özet, hulâsa; tablo, cetvel, çizelge; tablet, yazılı taş;

f. masaya koymak; tehir etmek; nad listeye geçirmek; ing {tasarıyı} müzakereye sunmak. table linen sofra örtüsü ile peçete takımı. table talk sofra sohbeti. table tennis masa tenisi, pingpong. table wine yemekte içilen şarap. table of contents içindekiler {kitapta}. table of errors yanlış doğru cetveli .at table sofrada. clear the table sofrayı toplamak. lay {veya} set the table sofrayı kurmak. lay on the table masaya koymak; {tasarıyı} tehir etmek. turn the tables on one durumu aleyhine çevirmek. under the table gizli; küfelik.
table i.
1. masa.
2. masa, masadakiler, aynı masada oturanların hepsi, sofra, sofradakiler.
3. çizelge, cetvel, tablo, liste: periodic table elementler çizelgesi. multiplication table çarpım tablosu. chronological table kronoloji tablosu. table of logarithms logaritma tablosu.

f. {bir tasarı/mesele} hakkındaki görüşmeyi/tartışmayı ileri bir tarihe bırakmak.
table çizelge
table masa

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
put one's cards on the table
  • [ID] bildiklerini ortaya dökmek, samimi olarak açıklamak
card table
  • [N] kumar masası
coffee table {'kɔ:fı,teıbəl}
  • [N] çay masası, sehpa
Communion table
  • [N] komünyon sofrası
round-table conference
  • [N] konferans: yuvarlak masa konferansı
console table {'kɒnsəʋl,teıbəl}
  • [N] konsol, duvar masası
dining table {'daınıŋ,teıbəl}
  • [N] yemek masası
dinner table
  • [N] yemek masası, sofra
dressing table {'dresıŋ,teıbəl}
  • [N] makyaj masası, tuvalet masası
drink smb. under the table
  • [V] içkiye daha dayanıklı olmak
extension table
  • [N] açılır kapanır masa
gaming table {'geımıŋ,teıbəl}
  • [N] kumar masası
green table
  • [N] kürsü
multiplication table
  • [N] çarpım tablosu
table napkin {'teıbəl,næpkın}
  • [N] peçete
operating table {'ɒpəreıtıŋ,teıbəl}
  • [N] ameliyat masası
pile the table with food
  • [N] masayı yemekle doldurmak
plane table
  • [N] plançete
I'd like to reserve a table for tonight.
  • [PHR] rezervasyon: Bu akşam için rezervasyon yaptırmak istiyorum.
I'd like to reserve a table for two.
  • [PHR] ayırtmak: İki kişilik bir masa ayırtmak istiyorum.

Türkçe » İngilizce İlişkili Sonuçlar Yukarı
on the table
1. able to be negotiated or arranged by compromise; "negotiable demands"; "the proposal is still on the table".
bkz. Table of Contents TOC