| too |
{tu:}
- [ADV] de, dahi, fazla, çok
|
|
| too |
z. fazla, lüzumundan fazla, hadden ziyade; de, dahi, ilâveten, ek olarak, hem de. Too bad! Vah vah! I am too going. Ne yaparsan yap, gideceğim. This has gone too far. Bu mesele sıktı artık. |
|
| too |
z. 1. fazla, gereğinden çok: It´s too early to go. Gitmek için fazla erken. 2. de: You too can learn Arabic. Sen de Arapça öğrenebilirsin. You have to get rid of that house and the Mercedes too! O evi, bir de Mercedes´i elden çıkarman şart! 3. k. dili {Cümleyi vurgulamak için kullanılır.}: I didn´t sock him! You did too! Ona yumruk atmadım. Attın! |
|
| too |
too
tu
Zarf
* fazla, gereğinden çok:
It's too early to go.
Gitmek için fazla erken.
* de:
You too can learn Arabic.
Sen de Arapça öğrenebilirsin.
You have to get rid of that house and the Mercedes too!
O evi, bir de Mercedes'i elden çıkarman şart!
* {Cümleyi vurgulamak için kullanılır.}:)
"I didn't sock him!" "You did too!"
"Ona yumruk atmadım." "Attın!" |
|
| too |
fazla, lüzumundan fazla, hadden ziyade; de, dahi, |
|
|