Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
intimate Dinle! {'ıntəmıt}
  • [A] samimi, yakın, içli dışlı, sıkı fıkı, gizli, özel, kişisel, tam, ilişkisi olan, homojen
  • [N] sırdaş, yakın arkadaş, samimi dost
intimate Dinle! {'ıntə,meıt}
  • [V] ima etmek, üstü kapalı söylemek, çıtlatmak, bildirmek, açıklamak
intimate f. üstü kapalı söylemek, ima etmek, imlemek, çıtlatmak.
intimate s.
1. samimi, çok yakın {arkadaş}.
2. çok yakın, sıkı: There is an intimate relationship between love and hate. Aşk ve nefret arasında çok yakın bir ilişki var.
3. derin, ayrıntılı {bilgi}.
4. özel, mahrem.

i.
1. samimi arkadaş.
2. sırdaş.
intimate {f.} ima etmek, dolayısıyle anlatmak. intimation {i.} ima.

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
be intimate with ile samimi olmak.
be intimate with * ile samimi olmak.