| intimate |
{'ıntəmıt}
- [A] samimi, yakın, içli dışlı, sıkı fıkı, gizli, özel, kişisel, tam, ilişkisi olan, homojen
- [N] sırdaş, yakın arkadaş, samimi dost
|
|
| intimate |
{'ıntə,meıt}
- [V] ima etmek, üstü kapalı söylemek, çıtlatmak, bildirmek, açıklamak
|
|
| intimate |
f. üstü kapalı söylemek, ima etmek, imlemek, çıtlatmak. |
|
| intimate |
s. 1. samimi, çok yakın {arkadaş}. 2. çok yakın, sıkı: There is an intimate relationship between love and hate. Aşk ve nefret arasında çok yakın bir ilişki var. 3. derin, ayrıntılı {bilgi}. 4. özel, mahrem.
i. 1. samimi arkadaş. 2. sırdaş. |
|
| intimate |
{f.} ima etmek, dolayısıyle anlatmak. intimation {i.} ima. |
|
|