| sore throat |
- [N] boğaz ağrısı, boğaz yangısı, ağrıyan boğaz
|
|
| stick in one's throat |
- [V] boğazında kalmak, boğazına takılmak
|
|
| throat |
{ɵrəʋt}
- [N] boğaz, gırtlak, dar geçit, oluk
|
|
| be at each other's throat |
|
|
| Can I have something for a sore throat? |
- [PHR] boğaz: Boğaz ağrısı için bir şeyiniz var mı?
|
|
| clear one's throat |
- [V] boğaz: boğazını temizlemek
|
|
| cut one's own throat |
- [V] bindiği dalı kesmek, kendi gırtlağını kesmek
|
|
| have a sore throat |
- [V] boğaz: boğazı ağrımak
|
|
| I have a pain in my throat. |
- [PHR] boğaz: Boğazımda bir ağrı var.
|
|
| I've got a sore throat. |
- [PHR] boğaz: Boğazım ağrıyor.
|
|
| ram smth. down smb.'s throat |
- [ID] ısrarla kabul ettirmeye çalışmak, zorla kabul ettirmek
|
|
| take smb. by the throat |
- [V] boğaz: boğazına sarılmak
|
|
| Where is the nearest throat specialist? |
- [PHR] boğaz: En yakın boğaz uzmanı nerede?
|
|
| white throat |
{'waıt,ɵrəʋt}
- [N] çalı bülbülü, kiraz kuşu, ötleğen kuşu
|
|
| bring a lump to s.o.´s throat |
k. dili 1. birini çok duygulandırmak. 2. birinin yüreğini burkmak. |
|
| cut one´s own throat |
k. dili kendi kendine zarar vermek, bindiği dalı kesmek. |
|
| get a lump in one´s throat |
{üzüntüden} -in boğazı düğümlenmek. |
|
| get a lump in one´s throat |
1. k. dili çok duygulanmak. 2. boğazı düğümlenmek. |
|
| give one a tickle in one´s throat |
-e gıcık vermek, -i gıcıklamak. |
|
| have a sore throat |
anjin olmak, boğazı yanmak. |
|