İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
| pinch |
{pıntʃ}
- [N] çimdik, gereklilik, gerek, ihtiyaç, tutam, yakalanma, tutuklama
- [V] çimdiklemek, kısmak, kıstırmak, sıkıştırmak, acı vermek, kıvrandırmak, yakalamak, çalmak, ele geçirmek, ayağını sıkmak, sıkmak, cimrilik etmek
|
|
| They pinch me. |
- [PHR] vermek: Bu ayağımı vuruyor.
|
|
| pinch and scrape |
- [V] paradan kısmak, cimrilik etmek, dişinden tırnağından artırmak
|
|
| pinch off |
- [V] çimdik atmak, çimdiklemek
|
|
| be in a pinch |
k. dili zor bir durumda olmak. |
|
| pinch |
f. 1. çimdiklemek. 2. kıstırmak. 3. {ayakkabı} vurmak, sıkmak. 4. k. dili aşırmak, yürütmek.
i. 1. çimdik. 2. tutam: a pinch of salt bir tutam tuz. 3. sıkıntı, darlık. |
|
| pinch |
f. çimdiklemek, kıstırmak; sıkıştırıp acıtmak, ıstırap vermek, ağrı vermek, acıtmak; açlık veya ıstırap ile zayıflatmak; {argo} çalmak, aşırmak;{ argo} tutuklamak, ele geçirmek; den. rüzgâra karşı gitmek; vurmak, sıkmak; cimrilik etmek. |
|
| pinch |
i. çimdik; tutam; kısma, kısııma; sıkıntı, ihtiyaç, zaruret, darlık; {argo} hırsızlık; {argo} tevkif. a pinch of salt bir tutam tuz. in veya at a pinch ihtiyaç karşısında, icabında. take it with a pinch of salt ihti yatla dinlemek. |
|
| take s.t. with a pinch/grain of salt |
k. dili bir şeye pek inanmamak, bir şeyi ihtiyatla dinlemek. |
|
| a pinch of salt |
* bir tutam tuz. |
|
| at a pinch |
* gerektiğinde, gereğinde; sıkışınca. |
|
| in a pinch |
* gerektiğinde, gereğinde; sıkışınca. |
|
| pinch |
pinch
pînç
Fiil
* çimdiklemek.
* kıstırmak.
* {ayakkabı} vurmak, sıkmak.
slang
* çalmak, aşırmak.
İsim
* çimdik.
* tutam.
* sıkıntı, darlık. |
|
| take it with a pinch of salt |
* ihtiyatla dinlemek. |
|
| pinch |
çimdiklemek, {kıs.}tırmak; sıkıştırıp acıtmak, ıst |
|
| pinch |
çimdik; tutam; {kıs.}ma, {kıs.}ııma; sıkıntı, ihti |
|
| a pinch of |
bir tutam |
|
| penny pinch |
cimrilik et |
|
| pinch |
v.çimdikle:n.çimdik |
|
| pinch hitter |
yedek eleman |
|
|
|