İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
| depth |
{depɵ}
- [N] derinlik, en derin nokta, ahlâk azlığı, yoğunluk, bilinçaltı, dip
|
|
| in depth |
- [ADV] tam olarak, baştan başa
|
|
| in the depth of |
- [ADV] ortasında, yarısında
|
|
| What is the depth here? |
- [PHR] derin: Burası ne kadar derin?
|
|
| depth bomb |
{'depɵbɒm}
|
|
| depth charge |
{'depɵ,tʃɑ:rdʒ}
|
|
| in-depth |
{,ın'depɵ}
- [A] geniş kapsamlı, derinlemesine, etraflı
|
|
| sonic depth finder |
|
|
| Chart Depth |
Grafik Derinliği |
|
| Denominator depth |
Payda derinliği |
|
| depth |
i. 1. derinlik. 2. derin yer. |
|
| depth |
i. derinlik, derin yer, engin. depth charge su altındaki herhangi bir hedefe özellikle denizaltılara atılan patlayıcı madde. depth of winter kışın ortası, karakış. depths
i. denizin derinlikleri, umman; öz nüve depths of degradation. rezalet, kepazelik beyond veya out of one-s depth boyunu aşan, bilgi ve kabiliyet dışında. |
|
| depth of winter |
kış ortası, karakış. |
| | |