Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
puff!
  • [INTRJ] üf!, püf!

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
puff like a grampus
  • [ID] burnundan solumak, oflayıp puflamak
huff and puff
  • [V] burnundan solumak, sinirinden kudurmak
powder puff {'paʋdər,pʌf}
  • [N] pudra pomponu
puff Dinle! {pʌf}
  • [N] puf, üfleme, üfürük, esinti, şişirme, şişme, kabarıklık, kabartı, şişlik, pudra pomponu, lüle, bukle, abartılı reklâm, aşırı övgü, puf böreği, nefes nefese kalma
  • [V] üflemek, püflemek, şişirmek, kabartmak, kabarmak, övmek, öve öve bitirememek, soluğu tükenmek, soluğunu kesmek, tellendirmek, tüttürmek
puff adder
  • [N] şişen engerek
puff out
  • [V] üflemek, üfürmek, üfleyip söndürmek, çıkmak {duman vb.}
puff paste
  • [N] puf böreği hamuru
puff pastry
  • [N] puf böreği
puff up
  • [V] kabartmak, şişirmek, aşırı övmek, öve öve bitirememek, göğsünü kabartmak, çıkmak {duman vb.}
powder puff pudra ponponu.
puff i. üfürük, soluk; rüzgar üflemesi; puf böreği veya kurabiye; pudra ponponu; saç lülesi;elbisenin büzülmüş ve kabarıkyeri; yorgan; abartmalı veya şişirilmiş övgü. puff adder şişen engerek, zool. Bitis arietans puff box pudra kutusu. puff paste pufböreği hamuru.
puff f. püflemek; püfür püfür esmek; solumak. puff out, puff up şişinmek; abartarak övmek; lülelerle süslemek {saç}; şişirmek.
puff i.
1. ani bir esinti.
2. sık aralıklarla çıkan duman/buhar kümelerinden biri: a puff of smoke bir duman kümesi.
3. nefes: He took a puff on his cigarette. Sigarasından bir nefes çekti.
4. beze, yumurta akıyla yapılan kurabiye.
5. pudra ponponu.
6. saç lülesi.
7. {bir tür} yorgan.

f.
1. solumak, sık sık nefes almak; nefes nefese olmak.
2. soluk soluğa/nefes nefese {belirli bir yöne doğru} yürümek.
3. {at/on} -i tüttürmek, -i tüttürerek içmek.
4. from {duman v.b.} -den sık aralıklarla çıkmak.
5. üflemek.
6. {lokomotif/vapur} dumanlar çıkararak {belirli bir yöne doğru} ilerlemek.
7. out {tüylerini/göğsünü} kabartmak.
8. out üfleyerek söndürmek.
9. up şişmek.
10. nefes nefese {bir şey} demek.
puff s.o. up k. dili
1. övgülerle birini şımartmak.
2. birini çok övmek.
powder puff * pudra ponponu.
puff puff p^f İsim * ani bir esinti. * küme: a puff of smoke duman kümesi. * nefes: He took a puff on his cigarette. Sigarasından bir nefes çekti. * beze, yumurta akıyla yapılan kurabiye. * pudra ponponu. * saç lülesi. * yorgan. Fiil * püflemek.
puff on * -i tüttürmek, -i tüttürerek içmek.
puff out * şişinmek. * abartarak övünmek. * {saç} kabartmak. * şişirmek.
puff up * şişinmek. * abartarak övünmek. * {saç} kabartmak. * şişirmek.
puff üfürük, soluk; rüzgar üflemesi; puf böreği veya ku