İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
| puff like a grampus |
- [ID] burnundan solumak, oflayıp puflamak
|
|
| huff and puff |
- [V] burnundan solumak, sinirinden kudurmak
|
|
| powder puff |
{'paʋdər,pʌf}
|
|
| puff |
{pʌf}
- [N] puf, üfleme, üfürük, esinti, şişirme, şişme, kabarıklık, kabartı, şişlik, pudra pomponu, lüle, bukle, abartılı reklâm, aşırı övgü, puf böreği, nefes nefese kalma
- [V] üflemek, püflemek, şişirmek, kabartmak, kabarmak, övmek, öve öve bitirememek, soluğu tükenmek, soluğunu kesmek, tellendirmek, tüttürmek
|
|
| puff adder |
|
|
| puff out |
- [V] üflemek, üfürmek, üfleyip söndürmek, çıkmak {duman vb.}
|
|
| puff paste |
|
|
| puff pastry |
|
|
| puff up |
- [V] kabartmak, şişirmek, aşırı övmek, öve öve bitirememek, göğsünü kabartmak, çıkmak {duman vb.}
|
|
| powder puff |
pudra ponponu. |
|
| puff |
i. üfürük, soluk; rüzgar üflemesi; puf böreği veya kurabiye; pudra ponponu; saç lülesi;elbisenin büzülmüş ve kabarıkyeri; yorgan; abartmalı veya şişirilmiş övgü. puff adder şişen engerek, zool. Bitis arietans puff box pudra kutusu. puff paste pufböreği hamuru. |
|
| puff |
f. püflemek; püfür püfür esmek; solumak. puff out, puff up şişinmek; abartarak övmek; lülelerle süslemek {saç}; şişirmek. |
|
| puff |
i. 1. ani bir esinti. 2. sık aralıklarla çıkan duman/buhar kümelerinden biri: a puff of smoke bir duman kümesi. 3. nefes: He took a puff on his cigarette. Sigarasından bir nefes çekti. 4. beze, yumurta akıyla yapılan kurabiye. 5. pudra ponponu. 6. saç lülesi. 7. {bir tür} yorgan.
f. 1. solumak, sık sık nefes almak; nefes nefese olmak. 2. soluk soluğa/nefes nefese {belirli bir yöne doğru} yürümek. 3. {at/on} -i tüttürmek, -i tüttürerek içmek. 4. from {duman v.b.} -den sık aralıklarla çıkmak. 5. üflemek. 6. {lokomotif/vapur} dumanlar çıkararak {belirli bir yöne doğru} ilerlemek. 7. out {tüylerini/göğsünü} kabartmak. 8. out üfleyerek söndürmek. 9. up şişmek. 10. nefes nefese {bir şey} demek. |
|
| puff s.o. up |
k. dili 1. övgülerle birini şımartmak. 2. birini çok övmek. |
|
| powder puff |
* pudra ponponu. |
|
| puff |
puff
p^f
İsim
* ani bir esinti.
* küme:
a puff of smoke
duman kümesi.
* nefes:
He took a puff on his cigarette.
Sigarasından bir nefes çekti.
* beze, yumurta akıyla yapılan kurabiye.
* pudra ponponu.
* saç lülesi.
* yorgan.
Fiil
* püflemek. |
|
| puff on |
* -i tüttürmek, -i tüttürerek içmek. |
|
| puff out |
* şişinmek.
* abartarak övünmek.
* {saç} kabartmak.
* şişirmek. |
|
| puff up |
* şişinmek.
* abartarak övünmek.
* {saç} kabartmak.
* şişirmek. |
|
| puff |
üfürük, soluk; rüzgar üflemesi; puf böreği veya ku |
|
|
|