Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
s.o.´s pride and joy birinin çok sevdiği kimse/şey, birinin medarı iftiharı.
s.o.´s pride and joy birinin çok sevdiği kimse/şey, birinin medarı iftiharı.

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
in grease of pride
  • [A] semiz
legitimate pride
  • [N] haklı gurur
pride Dinle! {praıd}
  • [N] gurur, kibirlilik, ağalık, azamet, övünç, iftihar, haysiyet, kıvanç, övünç kaynağı, izzetinefis, onur, şeref, kibir, kendini beğenmişlik, tafra, gösteriş, ihtişam, en parlak zaman, aslan sürüsü
civic pride
  • [N] yaşanılan yere hayranlık
take a pride in
  • [V] gurur duymak, iftihar etmek
take pride in
  • [V] gurur duymak, iftihar etmek
take pride of place
  • [V] en yüksek mevkiye gelmek, başa geçmek
pride of place
  • [N] en yüksek mevki, tepe mevki
pride oneself
  • [V] gurur duymak, iftihar etmek, övünç duymak, övünmek {ile}
pride oneself on
  • [V] gurur duymak, övünmek
wounded pride
  • [N] incinmiş gurur
false pride boş gurur.
He´s puffed up with pride. Kibrinden geçilmiyor.
humble s.o.´s pride birinin kibrini kırmak.
hurt s.o.´s pride birinin onuruna/haysiyetine dokunmak, birinin gururunu kırmak.
London pride bot. taşkıran.
pride i.
1. gurur, kıvanç, iftihar, övünç: He takes pride in his work. İşinden gurur duyuyor.
2. özsaygı, izzetinefis, onur, haysiyet, şeref, gurur.
3. gurur, kibir: His pride prevents him from admitting his mistake. Kibri, yanlışını kabul etmesine engel oluyor.

f. {kuş} tüylerini kabartmak.
pride i.

f. gurur, kibirlilik, kibir, azamet, övünme, iftihar; iftihar edilecek şey; {eski} görkem, saltanat, debdebe; aslan sürüsü;

f. tüylerini kabartmak {kuş}. pride oneself on something bir şey ile övünmek. pride of place en yüksek mevki. false pride boş gurur. humble ones pride birinin kibrini kırmak. take pride in {bir şey} ile iftihar etmek.
pride o.s. on s.t. bir şey ile övünmek, bir şeyden kıvanç duymak.
pride of place en yüksek mevki.