| fill |
{fıl}
- [N] dolduracak miktar, dolusu, doyma, doyumluk
- [V] doldurmak, şişirmek, doyurmak, dolgu yapmak, dolmak, şişmek
|
|
| fill |
f.
i. doldurmak, tatmin etmek; yapmak, icra etmek; işgal etmek, tutmak; dolmak, doymak, kabarmak, şişmek; hazırlamak {reçete};
i. dolumluk, doyumluk, dolduracak miktar; toprak tesviyesinde kullanılan toprak veya moloz. fill in doldurmak, eksiğin yerini doldurmak, vekillik yapmak. Fill me in on the situation. Durumu bana izah et. fill out doldurup kabartmak ve şişirmek, dolup kabarmak; {fişi} doldurmak. fill the bill {A.B.D}., {k}.dili ihtiyacı karşılamak. fill a tooth {dişçi}. dolgu yapmak. fill up tamamen doldurmak; dolmak. have ones fill doymak. |
|
| fill |
f. 1. doldurmak; dolmak. 2. doyurmak.
i. 1. dolgu maddesi, dolgu. 2. dolgu, dolguyla meydana getirilmiş yer. |
|
| Fill |
Dolgu |
|
| fill |
doldurma |
|
|