Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
fit Dinle! {fıt}
  • [A] uygun, yerinde, yeterli, yetenekli, layık, sağlıklı, zinde, formda
  • [N] uygun olma, uyma, oturma, hastalık nöbeti, kriz, kapris, heves
  • [V] uydurmak, uymak, oturtmak, yakıştırmak, yakışmak, oturmak
fit s. uygun, münasip, yakışır, yaraşır, Iâyık, elverişli; hazır; zinde, sıhhatli. fit for nothing hiç bir işe yaramaz. fit to be seen görülmeye hazır. fit to be tied {h}. dili çok kızmış, çok sinirli; sabırsız, patlayacak halde. a dish fit for a king krallara lâyık bir yemek. dressed up fit to kill {A.B.D}., {k}.dili çok gösterisli bir şekilde giyinmiş.
fit f. {ted, ting}

i. uygun olmak; uygun bir hale getirmek, prova etmek; uydurmak; dikkatle üzerine koymak; uymak; uygun gelmek, münasip olmak; yakışmak;

i. uyma, uygun gelme, munasip olma. tight fit sıkı geçme. fit out ihtiyacını temin etmek, teçhiz etmek.
fit i. hastalık nöbeti, sara, ihtilaç, tutarak; ani olarak zuhur eden geçici hal; devre. a fainting fit baygınlık nöbeti, bayılma. by fits and starts ara sıra, düzensiz olarak, ıspazmoz kabilinden. have a fit sarası tutmak; slang deli olmak. have a fit of laughter gülmesi tutmak. fitful

s. düzensiz, kesik kesik.
fit i.
1. nöbet, kriz: a fit of coughing öksürük nöbeti.

Türkçe » İngilizce Yukarı
fit ,-ti divisive talk.

__ sokmak/vermek /a/ to incite {someone} against another.
fit ,-ti
1. being even, having no score to settle.
2. /a/ colloq. consenting, satisfied {with}.

__ olmak
1. slang to be quits.
2. /a/ to be content {with}, agree to {the offer or outcome}.
fit ,-ti feet {measure of length}.
fit fit[i] * divisive talk.
fit fit[i] * being even, having no score to settle. konuşma dili [a] * consenting, satisfied {with}.