İngilizce » Türkçe  |
Yukarı  |
| moral |
{'mɔ:rəl}
- [A] ahlâki, manevi, törel, ahlâklı, dürüst
- [N] ahlâk dersi, kıssadan hisse, medeni cesaret
|
|
| moral |
s. 1. ahlaksal, ahlaki, törel. 2. ahlaklı, prensip sahibi, dürüst. 3. ahlak kurallarına uyan. 4. {cinsel açıdan} namuslu. |
|
| moral |
s.
i. ahlaka ait, ahlaki, törel, ahlaksal; iyi ahlaklı, doğru; iyilik veya fenalık yapmaya muktedir; manevi; olasılı;
i. ahlâk dersi; çoğ. ahlâkıyat, ahlak; düstur, özdeyiş. moral defeat manevt yenilgi. doubtful morals ahlâkdışı davranışlar. moral faculty iyi veya kötüyü seçme kabiliyeti. moral hazard sigortalının hilekarlığından doğabilen ziyan. moral philosophy ahlak ilmi. moral principle ahlâk kuralı. moral support manevi destek. moral victory manevi zafer. morally
z. ahlakça. |
|
| moral |
ahlaki |
|
| moral |
mor.al
môr'ıl
Sıfat
* ahlaksal, ahlaki, törel.
* ahlak prensiplerine bağlı, namuslu.
* ahlak kurallarına uyan.
* {cinsel açıdan} namuslu. |
|
|
Türkçe » İngilizce  |
Yukarı  |
| moral |
|
|
| moral |
,-li morale; esprit de corps.
moralini bozmak /ın/ to destroy {someone´s} morale, depress, get {someone} down.
morali bozuk low-spirited, depressed, down.
morali bozulmak to become low-spirited.
moral vermek /a/ to boost {someone´s} morale, cheer {someone} up. |
|
| moral |
,-li 1. morals, ethics. 2. moral, ethical. |
|
| moral |
moral[i]
* morale; esprit de corps. |
|
| moral |
moral[i]
* morals, ethics.
* moral, ethical. |
|
|
İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
|
Türkçe » İngilizce İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
| moral bozucu |
|
|
| moral bozukluğu |
- [N] dispiritedness, ego: low ego, deformity, despond, despondency, enervation
|
|
| moral verici konuşma |
|
|
| moral verme |
|
|
| moral vermek |
- [V] hearten, cheer up, edify, relieve one's mind
|
|
| moral vermek |
* to boost {someone's} morale, cheer {someone} up. |
|
| moral bozulması |
demoralization |
|
| yüksek moral |
high spirits |
|
| moral kazanma |
buoyancy |
|
| moral bozucu |
depressing |
adj. |
| moral bozukluğu |
dispiritedness, low ego, deformity, despond, despondency, enervation |
n. |
| moral verici konuşma |
pep talk |
n. |
| moral verme |
elevation |
n. |
| moral vermek |
hearten, cheer up!, edify, relieve one's mind |
v. |
|
|