İngilizce » Türkçe  |
Yukarı  |
| dish |
{dıʃ}
- [N] tabak, yemek, tercih, güzel kız, piliç
- [V] servis yapmak, sunmak, kandırmak, mahvetmek, işini bozmak, atlatmak, ortasını çukurlaştırmak
|
|
| dish |
i. 1. tabak, çanak. 2. yemek.
f. 1. out dağıtmak, vermek. 2. up tabağa koymak. |
|
| dish |
f. up ile tabağa koymak; ortasını çukurlatmak, oymak; sunmak için hazırlamak; out ile, argo sıkı. cezalandırmak. dished
s. içe çökük veya dışa dönük {tekerlek}, argo yıpranmış. |
|
| dish |
i. tabak, çanak; yemek; {k}.dili bir kimsenin rahatlıkla yaptığı şey; argo güzel kız. dishcloth
i. tabak bezi. dishful
i. bir tabak dolusu. dishpan
i. bulaşık tası. dishwasher
i. bulaşıkçı; bulaşık yıkama makinesi. dish water
i. bulaşık suyu. dull as dishwater can sıkıcı, kasvetli. side dish salata gibi asıl yemek dışındaki yiyecek. |
|
| dish |
parabolik yansıtıcı, çanak |
|
|
İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
| chafing-dish |
{'tʃeıfıŋdıʃ}
- [N] sofrada yemeği ısıtmakta kullanılan kap
|
|
| a standing dish |
- [N] her günkü yemek, temcit pilavı
|
|
| dish oneself |
- [V] kendi kendini mahvetmek
|
|
| dish out |
- [V] servis yapmak, yalan atmak, yutturmak, cezalandırmak
|
|
| dish rack |
- [N] bulaşıklık, tabak rafı
|
|
| dish towel |
{'dıʃ,taʋəl}
|
|
| dish up |
- [V] servis yapmak, önüne koymak, sunmak, kotarmak
|
|
| dish up old facts in a new form |
- [ID] bilinen şeyleri tekrar tekrar sunmak
|
|
| hot dish |
|
|
| deep-dish pie |
|
|
| side dish |
{'saıd,dıʃ}
|
|
| dish soap |
- [N] deterjan: bulaşık deterjanı
|
|
| soap dish |
{'səʋpdıʃ}
|
|
| stuffed dish |
|
|
| chafing dish |
sofrada yemeği ısıtmaya veya sıcak tutmaya mahsus alttan ısınan madeni cihaz. |
|
| dish antenna |
çanak anten |
|
| dish antenna |
çanak anten |
|
| dish drainer/rack |
{seyyar} damlalık, bulaşık damlalığı. |
|
| dish rack |
bulaşıklık. |
|
| dish reflector |
çanak yansıtıcı |
|
|
|