Sonuçlar

Türkçe » İngilizce Yukarı
olasılık
  • [N] probability, contingency, potentiality, possibility, chance, odds, eventuality, expectation, likelihood, plausibility, presumption, prospect, verisimilitude
olasılık probability.
olasılık * probability.
olasılık contingency
olasılık likelihood

Türkçe » İngilizce İlişkili Sonuçlar Yukarı
küçük bir olasılık
  • [N] outside chance
küçük olasılık
  • [N] remote possibility
olasılık hesabı
  • [N] probability calculus
tek olasılık
  • [N] Hobson's choice
olasılık teorisyeni probability theorist
olasılık teorisi probability theory
olasılık dışı unlikely
iki terimli olasılık dağılımı bivariate probability
koşullu olasılık conditional probability
ortak olasılık yoğunluk fonksiyonu joint probability density function
marjinal olasılık marginal probability
olasılık teorisi probability theory
(olasılık belirtir) -ebilir could
(olasılık,neden,vb.) kafasından atmak exclude
ileriki olasılık lookout
(olasılık belirtir) -ebilmek may
(olasılık belirtir) -ebilmek might
(şans,olasılık,vb.) uzak outside
(şans,olasılık,vb.) küçük remote
(olasılık,şans,vb.) zayıf slim