| back and fill |
- [ID] kararsız olmak, rüzgâra karşı volta vurmak
|
|
| fill the bill |
- [ID] isteneni yapmak, işi kıvırmak
|
|
| fill |
{fıl}
- [N] dolduracak miktar, dolusu, doyma, doyumluk
- [V] doldurmak, şişirmek, doyurmak, dolgu yapmak, dolmak, şişmek
|
|
| Please fill in this form. |
- [PHR] doldurmak: Lütfen formu doldurun.
|
|
| Please fill this out. |
- [PHR] doldurmak: Lütfen formu doldurun.
|
|
| Please show me how to fill in this form. |
- [PHR] doldurmak: Lütfen formu nasıl dolduracağımı gösterir misiniz?
|
|
| fill up |
- [V] ağzına kadar doldurmak, tam doldurmak
|
|
| Please fill out a theft report. |
- [PHR] rapor: Lütfen hırsızlık raporunu doldurun.
|
|
| fill the void |
|
|
| Auto Fill |
Otomatik Doldur |
|
| Background Fill |
Artalan Dolgusu |
|
| Black with Grayscale Fill |
Gri Ton Dolgulu Siyah |
|
| Black with White Fill |
Beyaz Dolgulu Siyah |
|
| character fill |
damga doldurmak |
|
| Default Fill-in Text |
Varsayılan Doldurma Metni |
|
| eat one´s fill |
karnını doyurmak. |
|
| fill |
f.
i. doldurmak, tatmin etmek; yapmak, icra etmek; işgal etmek, tutmak; dolmak, doymak, kabarmak, şişmek; hazırlamak {reçete};
i. dolumluk, doyumluk, dolduracak miktar; toprak tesviyesinde kullanılan toprak veya moloz. fill in doldurmak, eksiğin yerini doldurmak, vekillik yapmak. Fill me in on the situation. Durumu bana izah et. fill out doldurup kabartmak ve şişirmek, dolup kabarmak; {fişi} doldurmak. fill the bill {A.B.D}., {k}.dili ihtiyacı karşılamak. fill a tooth {dişçi}. dolgu yapmak. fill up tamamen doldurmak; dolmak. have ones fill doymak. |
|
| fill |
f. 1. doldurmak; dolmak. 2. doyurmak.
i. 1. dolgu maddesi, dolgu. 2. dolgu, dolguyla meydana getirilmiş yer. |
|
| Fill |
Dolgu |
|
| fill |
doldurma |
|