| grasp |
{græsp}
- [N] tutma, sımsıkı tutma, kavrama, idrak, kabza, anlama
- [V] kapmak, tutmak, yakalamak, kavramak, anlamak
|
|
| within one's grasp |
- [ID] elin yetişebileceği uzaklıkta, elinin altında, el: elle tutulabilir
|
|
| within the grasp of |
- [ID] yetkisi dahilinde, gücü dahilinde
|
|
| grasp at |
- [V] atlamak, uzanmak, ümit bağlamak, seve seve kabul etmek
|
|
| grasp in the hand |
|
|
| unclasp one's grasp |
- [V] elini bırakmak {toka}
|
|
| be beyond s.o.´s grasp |
1. birinin kavrayışının dışında olmak. 2. birinin elinden kurtulmuş olmak: They´re beyond his grasp now. O artık onlara dokunamaz. 3. birinin elde edemeyeceği bir şey olmak. |
|
| be within s.o.´s grasp |
1. birinin kavrayışı içinde olmak. 2. birinin elde edebileceği bir şey gibi olmak. |
|
| escape from s.o.´s grasp |
birinin pençesinden kurtulmak. |
|
| get a grasp on o.s. |
kendine hâkim olmak, kendine gelmek. |
|
| grasp |
f. 1. sıkı tutmak; kavramak; yakalamak. 2. at kapmaya çalışmak. 3. kavramak, anlamak.
i. 1. kavrayış, anlayış. 2. pençe. |
|
| grasp |
{f.}, {i.} tutmak, yakalamak, kavramak; anlamak, idrak etmek, kavramak; {i.} yakalayış, tutma, kavrama; idrak, kavrama. grasp at yakalamayı denemek; istekle kabul etmek. grasp at a straw en ufak bir şeye ümit bağlamak, yılana sarılmak. grasp a nettle cesaretli davranmak. beyond ones grasp uzakta, elin erişemeyeceği yerde; kavranamaz, idrak edilemez . |
|
| grasp at straws |
k. dili uçan kuştan medet ummak. |
|
| grasp the nettle |
zor bir probleme çözüm yolu bulmak. |
|
| have a good grasp of |
-i iyi kavramak, -e iyice vâkıf olmak. |
|
| be beyond someone's grasp |
* birinin kavrayışının dışında olmak.
* birinin elinden kurtulmuş olmak:
They're beyond his grasp now.
O artık onlara dokunamaz.
* birinin elde edemeyeceği bir şey olmak. |
|
| be in someone's grasp |
* birinin pençesine düşmüş olmak. |
|
| be within someone's grasp |
* birinin kavrayışı içinde olmak.
* birinin elde edebileceği bir şey gibi olmak. |
|
| escape from someone's grasp |
* birinin pençesinden kurtulmak. |
|
| get a grasp on oneself |
* kendine hâkim olmak, kendine gelmek. |
|