Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
sum Dinle! {sʌm}
  • [N] toplam, tutar, adet, yekun, meblağ, miktar, özet, sonuç, netice, hesap, matematik problemi, öz, esas, doruk
sum i.

f. {-med, -ming} toplam, yekun, mecmu, tutar, meblâğ; problem; en fazla miktar; doruk; özet, hülasa, öz;

f. toplamak, yekun çıkarmak. sum up özetlemek, hülasa etmek; hüküm vermek. a good round sum büyük bir meblâğ. a lump sum toptan para. a sum of money bir miktar para. good at sums iyi hesap bilir, hesabı kuvvetli. in sum uzun sözün kısası, kısacası, velhasıl. the sum and substance of it hulâsa edersek, kısacası.
sum i.
1. toplam, yekûn, mecmu.
2. para miktarı, meblağ, tutar.
3. çoğ. aritmetik: She was good at sums. Aritmetikte iyiydi.
4. zirve, doruk: It was the very sum of folly. Aptallığın son raddesiydi.

f. {

summed,

summing}
Sum Topla
Sum Toplam