| sum |
{sʌm}
- [N] toplam, tutar, adet, yekun, meblağ, miktar, özet, sonuç, netice, hesap, matematik problemi, öz, esas, doruk
|
|
| sum |
i.
f. {-med, -ming} toplam, yekun, mecmu, tutar, meblâğ; problem; en fazla miktar; doruk; özet, hülasa, öz;
f. toplamak, yekun çıkarmak. sum up özetlemek, hülasa etmek; hüküm vermek. a good round sum büyük bir meblâğ. a lump sum toptan para. a sum of money bir miktar para. good at sums iyi hesap bilir, hesabı kuvvetli. in sum uzun sözün kısası, kısacası, velhasıl. the sum and substance of it hulâsa edersek, kısacası. |
|
| sum |
i. 1. toplam, yekûn, mecmu. 2. para miktarı, meblağ, tutar. 3. çoğ. aritmetik: She was good at sums. Aritmetikte iyiydi. 4. zirve, doruk: It was the very sum of folly. Aptallığın son raddesiydi.
f. {
summed,
summing} |
|
| Sum |
Topla |
|
| Sum |
Toplam |
|
|