İngilizce » Türkçe  |
Yukarı  |
| deal |
{di:l}
- [N] davranış, muamele, yöntem, alışveriş, pazarlık, anlaşma, kâğıt dağıtma, miktar, daha da fazla olma, çam tahtası, çam kerestesi
- [V] ilgilenmek, meşgul olmak, uğraşmak, değinmek, iş yapmak, alışveriş etmek, dağıtmak, kâğıt dağıtmak, uyuşturucu işi yapmak, vurmak, ele almak
|
|
| deal |
i. çam tahtası, çam kerestesi. |
|
| deal |
i. pazarlık, anlaşma, mukavele; iş; miktar; iskambil kâğıtlarını dağıtma. a good deal a great deal bir çok, bir hayli. |
|
| deal |
f. {dealt} alâkadar olmak, ilgilenmek, iş yapmak, davranmak; iskambil kâğıtlarını dagıtmak. deal in tüccarı olmak. deal with temas etmek, deginmek bahsetmek; işini görmek, icabına bakmak; müşterisi olmak ... ile alışveriş etmek. dealer
i. satıcı, tacir, tüccar; iş gören kimse; oyunda iskambil kâğıdını dağıtan kimse; argo esrar satıcısı. double-dealer
i. ikiyüzlü kimse, dalavereci kimse. plain dealer dürüst adam. |
|
| Deal |
Dağıt |
|
|
İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
| deal! |
{di:l}
|
|
| a good deal of |
|
|
| a great deal |
- [A] bir hayli, oldukça çok
- [ADV] çok daha
|
|
| a great deal of |
|
|
| big deal! |
- [INTRJ] büyük marifet!, ne farkeder ki!, bana ne!
|
|
| good deal! |
- [INTRJ] iyi iş!, fena değil!, idare eder!
|
|
| it's a deal! |
- [INTRJ] anlaştık!, tamam!
|
|
| make a deal |
- [N] anlaşma yapmak, uzlaşmak
|
|
| New Deal |
- [NPR] yeniden: Yeniden Yapılaşma (Amer.)
|
|
| no big deal |
- [N] hiç önemi olmayan şey, önemsiz şey
|
|
| no deal! |
- [INTRJ] olmaz!, olacak iş değil!
|
|
| deal a blow at smb. |
|
|
| deal out |
|
|
| deal smb. a blow |
|
|
| have suffered a great deal |
- [V] çok çekmek, çok acı çekmek
|
|
| package deal |
- [N] paket anlaşma, birçok konuyu içeren anlaşma
|
|
| raw deal |
- [N] haksız muamele, haksızlık
|
|
| square deal |
- [N] dürüst pazarlık, insaflı davranış
|
|
| a good deal |
1. çok: That cost him a good deal. Ona pahalıya mal oldu. Its climate is a good deal like Cairo´s. Havası Kahire´ninkine çok benziyor. 2. k. dili kelepir. 3. k. dili iyi bir şey. |
|
| a good deal/a great deal |
birçok, bir hayli. |
|
|
|