| deposit |
{dı'pɒzıt}
- [N] depozito, tortu, katman, teminât, emanet, mevduat, yatırılan para
- [V] yerleştirmek, yatırmak, bankaya yatırmak, para yatırmak, emanet etmek, yumurtlamak, tortu bırakmak, çökelmek
|
|
| deposit |
i. 1. emanet. 2. depozit, depozito; kaparo, pey akçesi: The salesman asked for a thirty million lira deposit. Satıcı otuz milyon lira depozit istedi. The landlord asked for a deposit as an indication of my good faith. Ev sahibi iyi niyetimin işareti olarak kaparo istedi. 3. mevduat. 4. teminat akçesi. 5. çökelti, tortu. 6. birikinti. 7. mad. birikinti, maden yatağı.
f. 1. koymak: You should deposit your jewels in the safe. Mücevherlerini kasaya koymalısın. 2. emanet etmek: He deposited the keys to his apartment with the doorkeeper. Dairesinin anahtarlarını kapıcıya emanet etti. 3. depozit olarak vermek: deposit money in a bank account banka hesabına para yatırmak. 4. bankaya yatırmak. 5. çökeltmek, {tortu} bırakmak: This water is depositing a brown sediment at the bottom of my glass. Bu su, bardağımın dibinde kahverengi bir tortu bırakıyor. |
|
| deposit |
f. koymak; dibine çökmek, tortu bırakmak döküntu bırakmak; emanet etmek, depozito etmek tevdi etmek; bankaya yatırmak; paranın bir kısmını vermek. |
|
| deposit |
i. emanet; depozito; pey, rehin; mevduat; teminat akçesi; tabaka,tortu; döküntü, birikinti, sel kumu; {mad}. birikinti, maden yatağı; depo. deposit account mevduat hesabı. demand deposits vadesiz mevduat money on deposit bankadaki para, mevduat. time deposits vadeli mevduat. |
|
| deposit |
birikinti |
|
|