Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
door Dinle! {dɔ:r}
  • [N] kapı, eşik, giriş
door i. kapı.
door i. kapı. doorbell

i. kapı zili. door keeper

i. kapıcı. doorknob

i. kapı tokmağı. doorman

i. kapıyı açıp kapamakla görevli kimse. door {mat}. paspas doornail

i. eski zamanda kullanılan iri başlı kapı çivisi. door plate isim yazılı kapı tabelası. doorstep

i. eşik. doorstop

i. kapı tamponu. doorway

i. kapı aralığı, giriş, antre. have a foot in the door mec postu sermek; adımını atmak. at deaths door ölmek üzere, bir ayağı çukurda darken the door birisinin evine gitmek, uğramak dead as a doornail olmuş gitmiş. deaf as a doorpost duvar gibi sağır. Iay at the door of suçlamak, kabahat yüklemek next door kapı komşu, yakın out of doors dışarıya, dışarıda; açık havada show one the door kovmak, kapıyı göstermek three doors off üç ev ötede.
door door dor İsim * kapı.
door kapı. doorbell kapı zili. door keeper kapıcı. do

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
accordion door
  • [N] akordeon kapı, körüklü kapı
back door {,bæk'dɔ:r}
  • [N] arka kapı
back-door {'bækdɔ:r}
  • [A] el altından yapılan, gizli
door-key child
  • [N] çocuk: anne babası çalışan çocuk
don't darken my door
  • [PHR] evime adım atma
at death's door
  • [ID] ölümün eşiğinde, ölüm döşeğinde, bir ayağı çukurda
be at death's door
  • [V] can çekişmek
answer the door
  • [V] kapı: kapıya bakmak
at the door
  • [ADV] kapıda
bang the door on
  • [ID] kapı: kapıyı suratına çarpmak, imkânsızlaştırmak, kapı: bütün kapıları kapatmak
beat at the door
  • [V] kapı: kapıyı çalmak
beat on the door
  • [V] kapı: kapıyı çalmak
click the door
  • [V] kapı: kapıyı mandallamak
close the door on
  • [ID] kapı: kapıyı suratına çarpmak, kapı: kapıyı suratına kapatmak, kapı: bütün kapıları kapatmak, imkânsızlaştırmak
from door to door
  • [ADV] kapı kapı, kapı: kapıdan kapıya
knock the door
  • [V] kapı: kapıyı çalmak
lay smth. at one's door
  • [ID] üzerine atmak, yüklemek, üstüne yıkmak
lay the blame at one's door
  • [ID] suçu üstüne yıkmak, kabahati yüklemek
open a door to smth.
  • [ID] olanak vermek, çanak tutmak
revolving door
  • [N] kapı: döner kapı