| drift |
{drıft}
- [N] sürüklenme, göç, akıntıya kapılma, sapma, eğilim, gidişat, erek, amaç, düşünme, anlama, akıntı, etki, belirsizlik
- [V] sürüklenmek, kendini koyvermek, hayatın akışına bırakmak, gayesiz yaşamak, yığılmak, toplanmak, sürüklemek, yığmak
|
|
| drift |
i. 1. sürüklenme. 2. yönelim, yöneliş, kayma. 3. sürükleniş, amaçsızca sürüklenme. 4. {rüzgârın yığdığı} kar birikintisi. 5. anlam, demek istenilen şey.
f. 1. {rüzgârın/akıntının etkisiyle} sürüklenmek. 2. hiçbir yerde/işte sürekli kalmadan yaşamak. |
|
| drift |
f. sürüklenmek, akıntıya kapılmak; yığılmak, toplanmak birikmek; tıkanmak; sürüklemek; yığmak, biriktirmek; gayesizce dolaşmak, olayların akışında sürüklenmek. driftage
i. sürüklenme, sürükleyiş; sürüklenen veya sürüklenmiş şey. drifter
i. başıboş gezen kimse, serseri. The road has drifted badly. Yol karla tıkanmış. |
|
| drift |
i. rüzgâr veya akıntının etkisiyle sürüklenme, çekilme; rüzgârın yığdığı kar; amaç, hedef, eğilim, temayül; sürüklenme, gayesiz olarak dolaşma; {jeol}. birikinti, moren; {den}. geminin akıntı veya rüzgâr ile sürüklenmesi, sürükleniş uzaklığı; {hav}. rotadan ayrılma; {mad}. kanal, geçit. drift anchor {den}. açık deniz çapası. drift ice yüzer buz, aysberk. drift mining tüneller açmak suretiyle altın madeni arama. driftwood
i. nehir veya denizin sürüklediği veya karaya attığı odun ve kereste parçaları. |
|
| drift |
sürüklenme |
|
|