Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
face-saving Dinle! {'feıs,seıvıŋ}
  • [A] durumu kurtaran, yüzü örten
face-saving s. vaziyeti kurtaran.
face-saving face-sav.ing feys'seyvîng Sıfat * vaziyeti kurtaran.

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
about-face Dinle! {ə'baʋt,feıs}
  • [N] geriye dönüş, yüz seksen derece dönme
avert one's face
  • [V] yüzünü çevirmek
bang in the face
  • [ADV] tam yüzüne, suratının ortasına
black in the face
  • [A] yüzü mosmor olmuş, sinirinden morarmış
bold-face
  • [A] koyu renk yazılmış, siyah harflerle yazılmış
clock-face {'klɒkfeıs}
  • [N] saat kadranı
color of the face
  • [N] bet beniz
daylight saving time
  • [N] yaz saati
energy-saving
  • [N] enerji tasarrufu
face Dinle! {feıs}
  • [N] ön, yüz, çehre, surat, sima, hal, tavır, eda, yüz ifadesi, görünüş, şekil, biçim, yüzey, üst taraf, cephe, önyüz, resimli taraf, kadran, onur, itibar
  • [V] bakmak, göğüs germek, karşı olmak, yönelmek, dönmek, yüzünü dönmek, yüz yüze gelmek, kaplamak, karşı karşıya gelmek, karşı koymak, karşı çıkmak, göze almak, katlanmak
doll's face
  • [N] güzel ama kafasız kız
have the face to
  • [ID] yüzü olmak, cüret etmek
in the face of
  • [PREP] karşısında
keep a straight face
  • [ID] ciddi durmak, ciddi kalmak
lose face
  • [ID] bozulmak, bozum olmak, rezil olmak, mahçup olmak, yüzü kalmamak
make a face
  • [V] surat etmek
make face
  • [V] surat asmak, surat etmek, somurtmak
making face
  • [N] surat asma, surat etme
on the face of it
  • [ADV] görünüşte
to one's face
  • [ADV] yüzüne, yüzüne karşı