Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
fasten Dinle! {'fæsən}
  • [V] bağlamak, raptiyelemek, kopçalamak, tutturmak, iliştirmek, kilitlemek, gözünü dikmek, iliklemek, sabitlemek, gözünü ayırmamak, yüklemek, birleşmek, bağlanmak
fasten f.
1. bağlamak; tutturmak; bağlanmak; tutturulmak.
2. çengelle bağlamak, çengellemek.
3. on {gözü} {bir yere} dikmek.
fasten f. bağlamak, açılmayacak surette kapamak, sürmelemek, tutturmak; dikmek,ayırmamak {gözünü}; üzerine atmak. He fastened his eyes on her. Gözlerini ona dikti. fastener

i. bağlayan şey, bağ, toka, bağlaç. fastening

i. kapalı tutan şey, raptiye, süngü, toka.
fasten fas.ten fäs'ın Fiil * bağlamak; tutturmak; bağlanmak; tutturulmak. * çengelle bağlamak, çengellemek. * [on] {gözü} {bir yere} dikmek.
fasten bağlamak, açılmayacak surette kapamak, sürmelemek,

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
Fasten seat belts.
  • [PHR] bağlanmak: Kemerlerinizi bağlayın.
fasten down
  • [V] sağlamlaştırmak, tespit etmek, karar verdirmek
fasten on
  • [V] yüklemek, üzerine atmak, tutunmak, yapışmak, hedef almak, amaçlamak
fasten up
  • [V] kilitlemek, sürgülemek, bağlamak, sabitlemek
fasten with latch
  • [V] mandallamak
fasten on/upon üstünde durmak; -e takılmak; -e saplanmak; -i kafasına takmak.
fasten the blame on s.o. suçu birine yüklemek, suçu birinin üstüne atmak.
fasten on * üstünde durmak; -e takılmak; -e saplanmak; -i kafasına takmak.
fasten the blame on someone * suçu birine yüklemek, suçu birinin üstüne atmak.
fasten upon * üstünde durmak; -e takılmak; -e saplanmak; -i kafasına takmak.
fasten on v.bağla:n.sarılı
fasten onto tutun
fasten with a rivet perçinle
fasten with pins iğneyle tuttur
fasten down sağlamlaştırmak, tespit etmek, karar verdirmek f.
fasten on yüklemek, üzerine atmak, tutunmak, yapışmak, hedef almak, amaçlamak f.
fasten seat belts kemerlerinizi bağlayın.
fasten up kilitlemek, sürgülemek, bağlamak, sabitlemek
fasten with latch mandallamak f.