Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
floor Dinle! {flɔ:r}
  • [N] zemin, taban, döşeme, pist, düzlük, kat
  • [V] döşemek, yere yıkmak, yenmek, şaşırtmak, afallatmak, tam gaz vermek, köklemek
floor i.
1. taş/tahta döşeme, yer, zemin.
2. {binadaki} kat.

f.
1. taş/tahta döşemek.
2. vurup yere yıkmak.
3. k. dili şaşırtmak, küçük dilini yutturmak.
floor i.

f. taş veya tahta döşeme, yer, zemin; dip; kat; yasama meclisi salonunun üyelere ayrılmış kısmı; mecliste söz söyleme hakkı; taban ücret, asgari ücret veya fiyat;

f. taş veya tahta döşemek, kaplamak: vurup yere yıkmak; {k}.dili şaşırtmak, ağzını kapatmak; {k}.dili yenmek. floorcloth

i. döşemelik muşamba; tahta bezi. floor lamp ayaklı abajur. floor plan {mim}. kat planı. floor show varyete, atraksiyon, eğlence programı. floorwalker

i. {A.B.D}. büyük mağazalarda işi idare eden ve müşterilere yardımcı olmak üzere dolaşan adam. ground floor zemin kat. in on the ground floor başlangıçta işe giren. have the floor mecliste söz söyleme hakkı olmak, kürsüye çıkmak. take the floor mecliste söz almak. completely floored tamamen saşırmış. floorer

i. döşemeci. flooring

i. döşemelik.
Floor Taban
FLOOR TABANAYUVARLA

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
floor cloth {'flɔ:r,klɔ:ɵ}
  • [N] bez: tahta bezi
first floor {,fɜ:rst'flɔ:r}
  • [N] birinci kat (Brit.), zemin kat (Amer.)
get in on the ground floor
  • [ID] sıfırdan başlamak, başından beri işin içinde olmak
ground floor {,graʋnd'flɔ:r}
  • [N] kat: zemin kat, kat: giriş katı
On which floor is the food department?
  • [PHR] kat: Gıda mağazası hangi katta?
floor covering
  • [N] döşeme, halı
floor lamp {'flɔ:rlæmp}
  • [N] ayaklı lâmba
floor leader {'flɔ:r,li:dər}
  • [N] parti grup başkanı
floor manager
  • [N] bölüm müdürü, kat müdürü, yönetmen yardımcısı, genel sekreter {parti}
floor show
  • [N] salon gösterisi, eğlence programı
floor space
  • [N] yüzölçümü
hardwood floor
  • [N] parke taban, ahşap döşeme
inlaid floor
  • [N] parke döşeme
floor map
  • [N] harita: kat haritası
mop the floor with
  • [ID] kolay yenmek, haklamak
shop floor
  • [N] üretim bölümü, işçi: işçiler, çalışanlar
floor soap
  • [N] sabun: yer sabunu
threshing floor {'ɵreʃıŋ,flɔ:r}
  • [N] harman yeri
wipe the floor with smb.
  • [ID] yenmek
arched floor kemer döşeme