İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
| tough |
{tʌf}
- [A] sert, sağlam, zorlu, çetin, dayanıklı, baş belâsı
- [N] kabadayı, sert kimse
|
|
| become tough |
|
|
| It's tough. |
|
|
| a hard/tough nut to crack |
k. dili çetin ceviz. |
|
| tough |
s. 1. dayanıklı. 2. kart {et}; sert {kösele v.b.}. 3. sert; ödün vermeyen; müsamaha etmeyen: You need to take a tough stance when it comes to murderers. Katillere karşı sert bir tutum göstermen lazım. 4. zor {iş/kimse}. 5. kanunları hiçe sayan insanların çok olduğu ve sık sık suç işlenen {yer}. 6. saldırgan ve sık sık kaba kuvvete başvuran {kimse}.
i. kabadayı.
f. out k. dili dişini sıkıp -e karşı dayanmak: You have to tough it out for another year. Bir yıl daha dişini sıkıp dayanmak zorundasın. |
|
| tough |
s.
i. kopmaz, kırılmaz; sert, pek dayanıklı; kart; güç, zor, çetin; kuvvetli, eğilmez; direşken; belâlı;
i. külhanbeyi. tough spot çıkmaz. Thats tough. Tough luck. Geçmiş olsun. Vah, vah! Pek yazık. He had the toughest beat in the city. Şehrin en olaylı devriyesi onun üzerindeydi. toughish
s. epeyce dayanıklı; pişkince; kartça; güççe. toughly
z. güçlükle. toughness
i. dayanıklılık; güçlük. |
|
| tough |
tough
t^f
Sıfat
* dayanıklı.
* kart {et}; sert {kösele v.b.}.
* sert; ödün vermeyen; müsamaha etmeyen.
* zor {iş, kimse}.
* kanunları hiçe sayan insanların çok olduğu ve sık sık suç işlenen {yer}.
* saldırgan ve sık sık kaba kuvvete başvuran {kimse}.
İsim
* kabadayı.
Fiil
* [out] dişini sıkıp -e karşı dayanmak. |
|
| tough |
kopmaz, kırılmaz; sert, pek dayanıklı; kart; güç, |
|
| as tough as |
prep.gibi sert:ıf.|gibi sert |
|
| make tough |
sertleştir |
| | |