İngilizce » Türkçe  |
Yukarı  |
| grain |
{greın}
- [N] tane, tahıl, tanecik, zerre, granül, damar, çizgi, damarlı yüzey
- [V] tanelemek, öğütmek, ağacı damarlı boyamak, damarlı yapmak
|
|
| grain |
{i.}, {f.} tane, habbe, tohum, zerre; hububat; eczacı tartısında 0,065 gram; doku, ağaç ve taşın damarı, bu damarların düzen lenişi; mizaç, huy; {f.} tanelemek; ağaç damarlarını taklit edercesine boyamak, mermer taklidi boyamak; deriyi işlemek; sepilemek; tanelenmek. grain alcohol hububat alkolü. grain elevator tahıl ambarı. grain leather tüylü yüzü işlenmiş deri. grain side derinin tüyleri çıkarılmış yüzü. a grain of common sense bir nebze anlayış. against the grain tabiatına zıt, hoşuna gitmeyen. close grained sık damarlı. coarse grained iri taneli, kaba damarlı. cut across the grain ağaç damarlarından kesmek. dye in grain iyice boyamak. fine grained ince taneli, ince da- marlı; aslında kibar olan. with a grain of salt ihtiyatla, şüphe ile. graining {i.} ağaç damarlarını veya mermeri taklit ederek bo yama . |
|
| grain |
i. 1. {arpa, buğday, mısır v.b.} tane: three grains of wheat üç buğday tanesi. 2. tahıl, hububat. 3. zerre. 4. {bir ağaç parçasının içindeki} damarların düzeni. |
|
| grain |
tane |
|
| grain |
tane |
|
|
İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
| against the grain |
|
|
| dyed in grain |
- [A] solmaz, rengi atmaz, sağlam, damarına işleyen boya ile boyanmış
|
|
| growing grain |
|
|
| it goes against the grain for me |
- [ID] ters geliyor, yapıma aykırı
|
|
| it goes against the grain with me |
- [ID] ters geliyor, yapıma aykırı
|
|
| of fine grain |
|
|
| grain alcohol |
- [N] tahıl alkolü, hububat alkolü
|
|
| with a grain of salt |
- [ADV] kuşku ile karşılamak, kuşkuyla, şüpheyle, inanmayarak
|
|
| against the grain |
doğasına aykırı |
|
| austenite grain size |
ostenit tane büyüklüğü |
|
| fine-grain |
ince taneli |
|
| go against the grain |
{birinin} tabiatına aykırı olmak. |
|
| take s.t. with a pinch/grain of salt |
k. dili bir şeye pek inanmamak, bir şeyi ihtiyatla dinlemek. |
|
| with a grain of salt |
ihtiyat kaydıyla. |
|
| wood grain |
tahtadaki lif dokusu |
|
| go against the grain |
* {birinin} tabiatına aykırı olmak. |
|
| take something with a grain of salt |
* bir şeye pek inanmamak. |
|
| with a grain of salt |
* ihtiyat kaydıyla. |
|
| grain alcohol |
hububat alkolü |
|
| grain moth |
hububat güvesi |
|
|
|