Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
high-tail {'haıteıl}
  • [V] hızla çıkmak, fırlamak, aceleci davranmak

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
all-time high
  • [N] en yüksek seviye
coat-tail {'kəʋt,teıl}
  • [N] frak kuyruğu
High Court
  • [N] yargıtay
of high degree
  • [ADV] yüksek dereceli, yüksek rütbeli
Dog's-tail {'dɒgz,teıl}
  • [NPR] Küçükayı (astr.)
in high dudgeon
  • [N] hiddetli, tepesi atmış
hold in high esteem
  • [V] saygı: büyük saygı göstermek, büyük sevgi beslemek
hold in high estimation
  • [V] saygı: büyük saygı göstermek
fan-tail {'fæn,teıl}
  • [N] yelpaze kuyruklu güvercin
high favor
  • [N] lütuf: büyük lütuf
in high feather
  • [A] keyfi yerinde
high fever
  • [N] ateş: yüksek ateş
high flier
  • [ID] gözü yükseklerde olan kimse
fly high
  • [ID] gözü yükseklerde olmak, yüksekten uçmak
with a high hand
  • [ADV] zorbalıkla
high heel
  • [N] yüksek topuk
high Dinle! {haı}
  • [A] yüksek, yukarı, uyuşturucu almış, üst, büyük, şiddetli, aşırı, önemli, soylu, yüce, ileri, üstün, neşeli, sarhoş, uçmuş, esrarın etkisinde
  • [ADV] yüksekte, yükseğe, lüks içinde
  • [N] yüksek yer, yüksek basınçlı bölge, büyük vites, rekor, zirve, uçma, lise
getting high
  • [N] uçma
pay high
  • [V] fazla ödemek, pahalıya mâletmek
play high
  • [V] büyük oynamak