Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
ill-feeling {,ıl'fi:lıŋ}
  • [N] hoşnutsuzluk, kin

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
I'm feeling a little drunk.
  • [PHR] sarhoş: Biraz sarhoş oldum.
feeling Dinle! {'fi:lıŋ}
  • [A] duygusal, hassas, duyarlı, duygulu, canlı
  • [N] dokunma, dokunma hissi, algı, his, duygu, şefkât, hissetme, sezi, acıma, görüş, bakış açısı, sezgi, izlenim
have a feeling
  • [V] içine doğmak
fellow feeling
  • [N] ortak duygu, halden anlama
inferiority feeling
  • [N] aşağılık duygusu
a feeling of insecurity güvensizlik duygusu.
do s.t. with feeling bir şeyi duyarak yapmak: He plays the piano with feeling. Piyanoyu duyarak çalıyor.
feeling i.

s. his, duyu, duygu, dokunma; dokunma hissi; {çoğ}. his dünyası, iç âlemi, merhamet, şefkat;

s. duygulu, hisli, hassas; şefkatli; dokunaklı, tesirli. hurt ones feelings hatırını kırmak, gücendirmek. feelingly

z. tesir ederek, hissederek, duyarak, hislerle.
feeling i.
1. his, duygu.
2. çoğ. his dünyası, iç âlemi.
feeling duygu
have a feeling for -in dilinden anlamak: She has a feeling for animals. Hayvanların dilinden anlar.
I´ve a sinking feeling you´re right. Korkarım haklısın.
She entered the director´s office with a sinking feeling. Müdürün odasına endişe içinde girdi. Their spirits sank. Neşeleri kayboldu.