Sonuçlar

Türkçe » İngilizce Yukarı
kemik
  • [A] bone, osseous, osteoid
  • [N] bone
  • [PREF] osteo-
kemik
1. bone.
2. osseous.

__ atmak /a/
1. to throw a bone {to a dog}.
2. to throw {someone} a sop, appease {someone} {used disparagingly}.

__ çıkıntısı process of a bone, projection.

__ erimesi path. osteolysis.

__ gibi
1. as hard as a bone; very sound or tough.
2. bone-dry.

__ gübresi bone meal.

__ iltihabı/yangısı path. osteitis.

__ine/

__lerine kadar işlemek to penetrate right to one´s bones.

__lerini kırmak /ın/ to give {someone} a good thrashing, beat {someone} up.

__ kömürü animal charcoal, boneblack.

__ külü bone ash.

__ oluşumu osteogenesis.

__ pensi bone nippers.

__leri sayılmak to look like a scarecrow, be too thin.

__ testeresi bone saw.

__ törpüsü surgeon´s rasp, raspatory.

__ unu bone meal.

__ veremi path. tuberculosis of the bones.

__ yağı bone oil, Dippel´s oil.

__ yalayıcı toady, sycophant, bootlicker.
kemik * bone. * osseous.
kemik bone
kemik os

Türkçe » İngilizce İlişkili Sonuçlar Yukarı
atın bacağındaki iki çıkık kemik
  • [N] splint bone
bir deri bir kemik
  • [A] emaciated, skin: nothing but skin and bones, rawboned, scraggy, skinny, starveling
bir deri bir kemik kalmak
  • [ID] wear to a shadow
bir deri bir kemik kimse
  • [ID] bone: bag of bones
bir deri bir kemik yapmak
  • [V] emaciate, skeletonize
çapraz kemik işareti
  • [N] crossbones
çürümüş (diş veya kemik)
  • [A] carious
ek yeri (kemik)
  • [N] suture
kafatası kemik tabakalarından biri
  • [N] tablature, table
kemik bilimi
  • [N] osteology
kemik çevreleyen (damar)
  • [N] circumflex
kemik çürümesi
  • [N] caries
kemik erimesi
  • [N] osteoclasis
kemik gibi
  • [A] bony
kemik içindeki çıkıntı
  • [N] splint, splint bone
kemik iliği iltihabı
  • [N] osteomyelitis
kemik iltihabı
  • [N] osteitis
kemik kalıntıları
  • [N] dust
kemik oluşumu
  • [N] osteogenesis
kemik parçası
  • [N] ossicle