Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
loose Dinle! {lu:s}
  • [A] gevşek, oynak, bol, gevşemiş, serbest, açık, bağlanmamış {saç}, yarım yamalak, ahlaksız, hafif
  • [ADV] gevşek olarak, üstünkörü, kabaca
  • [V] serbest bırakmak, salıvermek, ateşlemek, atmak, ateş etmek
loose s.

f. gevşek, sıkı ve bağlı olmayan, başıboş; dağınık, ayrı ayrı, seyrek, sıkışık olmayan; ahlakça serbest, hafifmeşrep, iffet sahibi olmayan; şüpheli, müphem; yumuşak {öksürük}; ishal olmuş, kabız değil;

f. gevşetmek, çözmek, açmak; salıvermek, hapisten çıkarmak, serbest bırakmak, azat etmek; boşaltmak {tüfek}. loose ends yarım kalmış işler. loose-jointed

s. mafsalları sıkıca birleşmemiş. loose-leaf

s. sayfaları çıkarılıp tekrar takılabilen {kitap veya defter}. loose rein dizginleri gevşek, baskısız. at loose ends boşta. break loose ipini koparıp başıboş kalmak; hapishaneden kaçıp kurtulmak. cast loose çözmek, ayırmak. cut loose ilişkiyi kesmek; kaçmak, kurtulmak; k.dili cümbüş etmek, eğlenmek. get loose kurtulmak. hang loose {argo} istifini bozmamak. have a screw loose çivisi gevşemek; aklından zoru olmak. let loose salıvermek, çözüp koyvermek. on the loose serbest; eğlencede, cümbüşte. play fast and loose hile ile davranmak, özü sözü birbirine uymamak. set veya turn loose serbest bırakmak, başıboş salıvermek. loosely

z. gevşek olarak; üstünkörü; ahlâksızca; hemen hemen, kabaca. looseness

i. gevşeklik; ishal; intizamsızlık; kararsızlık.
loose s.
1. gevşek.
2. dağınık, seyrek.
3. serbest, aslından uzak {çeviri, yorum v.b.}.
4. bol, dökümlü {giysi}.
5. sallanan {diş}.
6. yumuşak {öksürük}.
7. ahlakı düşük, serbest, hafifmeşrep.
loose loose lus Sıfat * gevşek. * dağınık, seyrek. * serbest, aslından uzak {çeviri, yorum v.b.}. * bol, dökümlü {giysi}. * sallanan {diş}. * yumuşak {öksürük}. * serbest, hafifmeşrep.
loose gevşek, sıkı ve bağlı olmayan, başıboş; dağınık, a

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
break loose
  • [V] kurtulmak, ip: ipini koparıp kaçmak
loose caste
  • [V] toplumdaki saygınlığını yitirmek
loose countenance
  • [N] kontrolünü kaybetmek, heyecanlanmak
loose one's credit
  • [V] gözden düşmek
cut loose
  • [V] çözmek, açmak, sökmek, baskıdan kurtarmak, kendini tutmamak, vazgeçmek, ayrılmak, cıvıtmak
cut oneself loose
  • [V] baskıdan kurtulmak
be at a loose end
  • [ID] yapacak bir şeyi olmamak, boşta olmak
loose ends
  • [N] yarım kalmığ işler, yarım kalmış işler
loose flesh
  • [V] zayıflamak, kilo kaybetmek
loose one's footing
  • [N] ayağı kaymak, tökezlemek
make smb. loose his job
  • [V] ayağını kaydırmak
be on the loose
  • [V] serbest olmak, özgür olmak, dağıtmak, çılgınca eğlenmek
come loose
  • [V] çözülmek, açılmak, gevşemek, serbest kalmak
get loose
  • [V] çözülmek, açılmak, gevşemek, serbest kalmak
It's too loose.
  • [PHR] bol: Çok bol.
let loose
  • [V] serbest bırakmak, salıvermek, yumuşamak
set loose
  • [V] salıvermek
work loose
  • [V] çözülmek, açılmak, gevşemek
loose bowels
  • [N] ishal
loose change
  • [N] bozuk para

Türkçe » İngilizce İlişkili Sonuçlar Yukarı
loose cannon
1. a person who is expected to perform a particular task but who is out of control and dangerous.
2. a person who is expected to perform a particular task but who is out of control and dangerous.