Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
mouth Dinle! {maʋɵ}
  • [N] ağız, haliç, surat asma
mouth Dinle! {maʋð}
  • [V] tane tane söylemek, geme alıştırmak, dudak bükmek
mouth f. hatiplik taslamak; kelimeleri çiğneyerek konuşmak; geme alıştırmak{atı};nad. surat buruşturmak.
mouth i. ağız; ağız gibi şey; haliç, boğaz; surat buruşturma. mouth organ ağız mızıkası, armonika. a hard mouth geme itaat etmeyen ağız {at}. down in the mouth cesareti kırılmış, karamsar, meyus. from mouth to mouth dilden dile, agızdan ağıza, live from hand to mouth ancak ekmeğini kazanabilmek, çok zor geçinmek; ölmeyecek kadar geçimi olmak. make ones mouth water ağzını sulandumak, imrendirmek. make mouths at birine surat ekşitmek . laugh on the wrong side of ones mouth gülerken ağlamak. put words into ones mouth uydurup birinin ağzından konuşmak.
mouth f.
1. söylemek.
2. dudaklarını oynatarak {bir şey} söyler gibi yapmak.

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
mouth cavity
  • [N] ağız boşluğu
foot-and-mouth disease
  • [N] hastalık: şap hastalığı
don't look a gift horse in the mouth
  • [ID] üzüm: üzümünü ye bağını sorma
hand-to-mouth Dinle!
  • [A] kıt kanaat geçinen, karnını zor doyuran, yoksul
lead a hand-to-mouth existence
  • [V] kıt kanaat geçinmek
hoof-and-mouth disease
  • [N] hastalık: şap hastalığı
generous mouth
  • [A] kalın dudaklı
live from hand to mouth
  • [ID] zar zor geçinmek, boğaz tokluğuna çalışmak
make one's mouth water
  • [ID] ağzını sulandırmak, iştahını kabartmak, canını istetmek
Open your mouth, please.
  • [PHR] ağız: Ağzınızı açın lütfen.
mouth organ {'maʋɵ,ɔ:rgən}
  • [N] mızıka, armonika
prim up one's mouth
  • [V] dudaklarını büzmek
roof of the mouth
  • [N] damak
shoot off one's mouth
  • [V] abartmak, mübâlağa etmek, yüksekten atmak, boşboğazlık etmek, patavatsızlık etmek
shut your mouth!
  • [INTRJ] kapa çeneni!
leave a bad taste in one's mouth
  • [ID] ağzında kötü bir tat bırakmak, kötü izlenim bırakmak
word-of-mouth Dinle!
  • [A] sözlü, ağızdan
word-of-mouth advertising
  • [A] sözlü reklâm
bad-mouth f. k. dili kötülemek.
be born with a silver spoon in one´s mouth k. dili zengin bir ailenin çocuğu olmak.

Türkçe » İngilizce İlişkili Sonuçlar Yukarı
mouth off
1. talk in a noisy, excited, or declamatory manner.
Shut your mouth. shut