İngilizce » Türkçe  |
Yukarı  |
| outright |
{aʋt'raıt}
- [ADV] tamamen, bütün olarak, açıkça, düpedüz, dobra dobra, bir defada, anında, hemen
|
|
| outright |
{'aʋtraıt}
- [A] tam, açık, açıkça, düpedüz, kesin
|
|
| outright |
z.
s. sınırsız olarak, birden, yekten; bütün bütün, tamamen; dosdoğru; doğrudan dogruya;
s. sınırsız; tam, bütün; devam eden; karşılıksız; düpedüz. |
|
| outright |
z. 1. açıkça, kesin olarak. 2. tamamen, resmen. 3. hemen, derhal. 4. peşin olarak, bir ödemede: He bought the house outright. Parayı bastırıp evi aldı.
s. 1. kesin; tam, resmen, düpedüz. 2. yalnızca, karşılıksız {bir hediye/bağış/yardım}. |
|
| outright |
out.right
aut'rayt'
Zarf
* açıkça, kesin olarak.
* tamamen, resmen.
* hemen, derhal.
* peşin olarak, bir ödemede:
He bought the house outright.
Parayı bastırıp evi aldı.
Sıfat
* kesin; tam, resmen, düpedüz.
* yalnızca, karşılıksız {bir hediye/bağış/yardım}. |
|
|
İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
| buy outright |
- [ADV] bir defada satın almak, peşin para ile almak
|
|
| buy outright |
bir defada satın almak, peşin para ile almak |
zf. |
|
|