İngilizce » Türkçe  |
Yukarı  |
| pile |
{paıl}
- [A] katlı {dokuma}
- [N] yığın, büyük ve muhteşem yapı, küme, servet, yük {para}, pil, hidroelektrik pil, kırık dökük şey, temel kazığı, kazık {büyük}, hav, tüy: ince tüy, tüy, kuştüyü {ince}, kat {dokuma}, atom reaktörü, basur memesi
- [V] yığmak, istif etmek, stok yapmak, tepeleme doldurmak, stoklamak, kazık çakmak, kazık döşemek
|
|
| pile |
i.
f. temel veya iskele yapımında kullanılan büyük kazık;
f. kazık kakmak; kazıklara dayamak. pile driver kazık varyosu, şahmerdan. |
|
| pile |
i. tüy; kuş tüyü; hav. |
|
| pile |
i.
f. yığın, küme; k.dili büyük meblağ; çok büyük bina; ölü yakmaya mahsus odun yığını; fiz. atom reaktörü: {argo} servet, dünyalık;
f. yığmak, kümelemek. pile in dolu,smak pile off, pile out inmek, hep birlikte inmek. pile on üşüşmek; tepeleme doldurmak. pile up yığmak, biriktirmek; yığılmak, birikmek; k.dili kazada çarpıp ezmek. |
|
| pile |
i. temel direği, kazık. |
|
|
İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
| pile on the agony |
- [ID] abartmak, bire bin katmak
|
|
| atomic pile |
- [N] nükleer reaktör, atom reaktörü
|
|
| -pile |
|
|
| make a pile |
- [ID] küpünü doldurmak, yükünü tutmak, servet yapmak
|
|
| make a pile of money |
- [ID] servet yapmak, çok para kazanmak
|
|
| make one's pile |
- [ID] küpünü doldurmak, yükünü tutmak, servet yapmak
|
|
| thermoelectrical pile |
|
|
| tie on a pile |
|
|
| pile bridge |
|
|
| pile driver |
{paıl'draıvər}
- [N] kazık varyosu, şahmerdan
|
|
| pile dwelling |
{'paıl,dwelıŋ}
|
|
| pile fabric |
|
|
| pile it on |
|
|
| pile on |
- [V] yığmak, üst üste koymak
|
|
| pile the table with food |
- [N] masayı yemekle doldurmak
|
|
| pile up |
- [V] birikmek, yığmak, karaya oturtmak, kayalara çarpmak, haşat etmek, karaya oturmak, kaza yapmak, bindirmek
|
|
| admissible pile load |
kabul edilen kazık yükü |
|
| atomic pile |
nükleer reaktör, atom reaktörü. |
|
| bearing pile |
taşıyıcı kazık |
|
| pile driver |
şahmerdan. |
|
|
|