| raise |
{reız}
- [N] çıkıntı, kabartı, yükselme, artış, zam, yokuş, rampa
- [V] kabartmak, kaldırmak, artırmak, yükseltmek, dikmek, ayağa kaldırmak, yol açmak, neden olmak, toplamak, yetiştirmek, büyütmek, beslemek, zam yapmak, son vermek, ruh çağırmak, karayı görmek
|
|
| raise |
f. 1. {yukarı} kaldırmak: raise a hand el kaldırmak. 2. yükseltmek, artırmak: raise prices fiyatları yükseltmek. raise one´s voice sesini yükseltmek. 3. inşa etmek; dikmek: raise a building bir bina inşa etmek. raise a telephone pole telefon direği dikmek. 4. {para} toplamak. 5. {hayvan/ekin} yetiştirmek; {çocuk} büyütmek, yetiştirmek. 6. -e neden olmak: It raised a laugh among them. Onları güldürdü. Don´t raise a dust! Etrafı tozutma! You´ve raised our hopes. Bizi umutlandırdınız. raise a problem sorun çıkarmak. 7. ileri/öne sürmek, söylemek: Don´t raise any objections! Hiçbir itirazda bulunma! raise a question soru sormak. |
|
| raise |
f kaldırmak, yükseltmek; ayağa kaldırmak; öldükten sonra tekrar diriltmek; bina etmek, inşa etmek; toplamak {para}; besleyip üretmek, yetiştirmek, büyütmek; çıkarmak, meydana getirmek; uyandırmak, harekete getirmek; ses yükseltmek; canlandırmak, şevk vermek; çoğaltmak, artırmak; kabartmak, mayasını getirmek: kaldırmak ; den. ufukta karayı görmek; dikmek; yığmak, yığın etmek. raise an objection itiraz etmek. raise Cain, raise hell, raise the devil k.dili karışıklık çıkarmak, velveleye vermek, yaygarayı basmak; paylamak. raise the dead kıyameti koparmak. raise the roof çok gürültü yap- mak. |
|
| Raise |
yükseltmek |
|
| raise |
raise
reyz
Fiil
* {yukarı} kaldırmak:
He raised his hand.
Elini kaldırdı.
* yükseltmek, artırmak.
* {para} toplamak.
* {hayvan, ekin} yetiştirmek; {çocuk} büyütmek/yetiştirmek.
* -e sebep olmak:
It raised a laugh among them.
Onları güldürdü.
Don't raise a dust!
Etrafı tozutma!
You've raised our hopes.
Bizi umutlandırdınız.
* ileri sürmek, söylemek:
Don't raise any objections!
Hiç bir itirazda bulunma! |
|
|