| rank |
{ræŋk}
- [A] bol, çok, gür, kaba, kaba saba, verimli, bereketli, tam, alâsı, bakımsız {bahçe}, bozulmuş, kokmuş, kokuşmuş, iğrenç
- [N] sıra, dizi, saf, rütbe, aşama, sınıf, tabaka, derece
- [V] dizmek, sıraya koymak, saymak, yer vermek, dizilmek, sıra olmak, rütbesi olmak, sayılmak, yüksek rütbeli olmak, ,
|
|
| rank |
{s.} uzun veya sık büyümü, {s.} {bitki}; ağır kokulu, keskin; {fena anlamda} daniska, tam; bitek; {huk.} haksız. |
|
| rank |
{i.} sıra, dizi, saf; asker safı; {çoğ.} ordu, neferler, erler; rütbe, derece, sınıf, paye, mertebe, aşama; yüksek rütbe; dama haneleri sırası. pull rank ABD, argo mevkiini istismar etmek. take rankwith aynı seviyede olmak. rank and file fertler; herhangi bir teşkilâtın yönetilen üyeleri. |
|
| rank |
{f.} sıraya dizmek, tertip etmek, tasnif etmek; daha yüksek rütbede olmak; rütbesi olmak, rütbeye göre gelmek; tasnif olunmak; dahil olmak, sayılmak. rank above daha yüksek rütbede olmak. rank next to rütbe veya mevkice ikinci gelmek. ranking {s.} kıdemli. |
|
| rank |
i. 1. sıra, dizi, saf. 2. ask. rütbe. 3. derece, mertebe, mevki, aşama; makam.
f. 1. derecelendirmek, sıraya koymak: The teacher ranks her students according to their grades. Öğretmen öğrencilerini notlarına göre derecelendiriyor. 2. {belirli bir grubun} içinde olmak, {belirli bir gruptan} biri sayılmak: He ranks among the greatest scientists in the world today. Dünyanın en büyük bilim adamlarından biri sayılıyor. |
|
|