İngilizce » Türkçe  |
Yukarı  |
| rumble |
{'rʌmbəl}
- [N] gümbürtü, gürültü, gürleme, gurultu, guruldama, haykırış, perdah dolabı, arka koltuk, bagaj yeri, sokak kavgası
- [V] gürlemek, gümbürdemek, guruldamak, haykırmak, anlamak, çakmak, sezmek, içini okumak
|
|
| rumble |
f.
i.gürlemek,gümbürdemek;gurlamak,gurulda- mak;{taşı} yuvarlanan fıçıya koyup parlatmak;
i. gümbürtü, gürültü, gürleme; guruldama, gurultu; paytonun arkasındaki oturma yeri, bagaj yeri; şaft üzerinde yuvarlanan fıçı; A.B.D., {argo} dalaş, maraza. rumble seat otomobilin arka tarafında açılır kapanır oturacak yer. rumblingly
z. gürleyerek, gümbürtüyle; gurultuyla. |
|
| rumble |
f. 1. gürlemek, gümbürdemek. 2. gurlamak, guruldamak.
i. 1. gürleme, gümbürtü. 2. gurlama, gurultu. |
|
| rumble |
f.
i.gürlemek,gümbürdemek;gurlamak,gurulda- mak;{taşı} yuvarlanan fıçıya koyup parlatmak;
i. gümbürtü, gürültü, gürleme; guruldama, gurultu; paytonun arkasındaki oturma yeri, bagaj yeri; şaft üzerinde yuvarlanan fıçı; A.B.D., {argo} dalaş, maraza. rumble seat otomobilin arka tarafında açılır kapanır oturacak yer. rumblingly
z. gürleyerek, gümbürtüyle; gurultuyla. |
|
| rumble |
f. 1. gürlemek, gümbürdemek. 2. gurlamak, guruldamak.
i. 1. gürleme, gümbürtü. 2. gurlama, gurultu. |
|
|
İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
|
|