İngilizce » Türkçe  |
Yukarı  |
| shake |
{ʃeık}
- [N] sallama, titreme, titretme, sarsma, sarsıntı, deprem, sesi titretme, çatlak {kereste}, yarık, çalkalanmış şey, milk shake
- [V] sallamak, sallanmak, titretmek, sarsmak, silkelemek, sarsılmak, silkmek, çırpmak, çalkalamak, üzmek, titremek, atlatmak, yakasını kurtarmak
|
|
| shake |
i. 1. sarsıntı. 2. {sıvıyı} çalkalama; {katı maddeyi} sallama. 3. {başı/yumruğu} sallama. 4. silkeleme. 5. serpme. |
|
| shake |
f. {shook,
shaken} 1. sarsmak: The explosion shook my house. Patlama evimi sarstı. The news shook them. Haberler onları sarstı. Nothing can shake her faith. İnancını hiçbir şey sarsamaz. She took him by the shoulders and shook him hard. Onu omuzlarından tutup sert bir şekilde sarstı. 2. {sıvıyı} çalkalamak; {katı maddeleri} sallamak: Shake the contents well. İçindekileri iyice çalkalayın. 3. {başı/yumruğu} sallamak; {memeleri} hoplatmak; {kalçaları} çalkalamak. 4. titremek: She was shaking with anger. Öfkeden tir tir titriyordu. 5. silkelemek: Don´t shake that rug while my window´s open! Pencerem açıkken o halıyı silkeleme! Shake the scorpions out of those boots! O çizmelerdeki akrepleri silkele! 6. serpmek: She was shaking flour onto the heads of the passersby. Geçenlerin başına un serpiyordu. 7. off -den kurtulmak. |
|
| shake |
{f.} {shook, shaken} sarsmak, çalkamak, titretmek, silkmek, sallamak; metanetini bozmak; sallanmak, sarsılmak; titremek; {müz.} ihtizaz etmek, titreşim halinde olmak; argo atlatmak, başından defetmek, Shake a leg. Tez oluver. shake down sarsarak düşürmek, silkmek; oturtmak, yerleştirmek; argo para sızdırmak. shake hands el sıkışmak, tokalaşmak. shake ones head kabul etmemeyi veya beğenmemeyi belirtmek. shake off silkip atmak, silkinmek. shake out silkmek, silkelemek. shake up çalkamak, silkelemek, sarsmak. |
|
| shake |
{i.} sarsıntı, sarsma; titreme, ihtizaz; sallanış; silkiş; sesin titremesi; kerestenin yarık veya çatlağı; yersarsıntısı, zelzele. get a fair shake ABD, argo hakkı tanınmak. milk shake çikolata veya şurupla çalkalanmış süt veya dondurma. no great shakes {k.dili} fevkalade olmayan, adi, sıradan. the shakes {k.dili} sıtma nöbeti. |
|
|
İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
| shake hands |
- [V] el sıkışmak, tokalaşmak
|
|
| shake a leg |
- [ID] dans etmek, oynamak, tempo tutmak, acele etmek
|
|
| milk shake |
{'mılkʃeık}
|
|
| shake the pagoda tree |
- [N] kısa yoldan servet sahibi olmak, köşeyi dönmek
|
|
| shake out a reef |
|
|
| shake all over |
|
|
| shake down |
- [V] silkelemek {ağaç vb.}, üstünü aramak, para sızdırmak, yığmak, haraca bağlamak, yerleştirmek, test etmek, yerleşmek, uyum sağlamak, kıvrılıp yatmak, yatak hazırlamak, telâşla toparlanmak
|
|
| shake off |
- [V] silkelemek, silkmek, kurtulmak, yakasını sıyırmak, başından savmak
|
|
| shake of the hand |
|
|
| shake of the head |
- [N] kafa sallama {olumsuz}, başını sallama {olumsuz}
|
|
| shake oneself |
|
|
| shake one's finger |
- [V] parmağını sallamak {kızmak}, parmağını sallayarak azarlamak
|
|
| shake one's head |
- [V] kafa sallamak {olumsuz}, başını sallamak {olumsuz}, onaylamamak
|
|
| shake one's sides with laughter |
- [ID] gülmekten katılmak, katıla katıla gülmek
|
|
| shake out |
- [V] silkelemek, açmak {yelken vb.}
|
|
| shake-out |
- [N] ekonomik durgunluk, piyasadaki durgunluk
|
|
| shake smb. by the hand |
|
|
| shake smb.'s hand |
|
|
| shake up |
- [V] yumuşatmak, çırpmak, silkelemek, sarsmak, sarsarak uyandırmak, gözünü açmak, yeniden örgütlemek, reorganize etmek, değişiklik yapmak, çalkalamak
|
|
| shake-up |
{'ʃeıkʌp}
- [N] uyanma, uyanış, gözü açılma, değişiklik yapma, reorganizasyon yapma
|
|
|
Türkçe » İngilizce İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
|
|