| streak |
{stri:k}
- [N] ışın, şimşek, düzensiz çizgi, damar {ağaç vb.}, iz, meç {saç}, belirti, kısa süre
- [V] çizgi çizgi boyamak, acele etmek, hızlı gitmek, çırılçıplak geçmek
|
|
| streak |
i. 1. çevresinden farklı renkte olan ince çizgi: Her hair has streaks of gray in it. Saçında gri çizgiler var. It made a streak of light in the sky. Gökte çizgi halinde bir ışık bıraktı. 2. özellik, taraf, yön: He´s got a stubborn streak. Onun inatçı bir yönü var.
f. 1. yıldırım gibi geçmek/koşmak. 2. {bir yüzeyde} renkli çizgiler yapmak: I shall streak this painting with yellow. Bu tabloya sarı çizgiler koyacağım. 3. {saça} meç yapmak. |
|
| streak |
i.
f. yol, çizgi; bir madeni ovalayarak elde edilen tozun rengi; damar, eser, nişan; süre, müddet;
f. çizgileşmek, yol yol yapmak; hızla geçmek, hızla gitmek; çırıl çıplak soyunarak herkesin önünde hızla koşup kaybolmak. like a streak k.dili. çok çabuk, son süratle. lucky streak, streak of luck kısa süren şanslılık devresi. a streak of stubbornness damar. streaky
s. çubuklu, yollu, çizgili. |
|
| streak |
streak
strik
İsim
* çevresinden farklı renkte olan ince çizgi.
It made a streak of light in the sky.
Gökte çizgi halinde bir ışık bıraktı.
* özellik, taraf, yön.
Fiil
* yıldırım gibi geçmek veya koşmak.
* {bir yüzeyde} renkli çizgiler yapmak.
* {saça} meç yapmak. |
|
| streak |
yol, çizgi; bir madeni ovalayarak elde edilen tozu |
|
|