Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
streak Dinle! {stri:k}
  • [N] ışın, şimşek, düzensiz çizgi, damar {ağaç vb.}, iz, meç {saç}, belirti, kısa süre
  • [V] çizgi çizgi boyamak, acele etmek, hızlı gitmek, çırılçıplak geçmek
streak i.
1. çevresinden farklı renkte olan ince çizgi: Her hair has streaks of gray in it. Saçında gri çizgiler var. It made a streak of light in the sky. Gökte çizgi halinde bir ışık bıraktı.
2. özellik, taraf, yön: He´s got a stubborn streak. Onun inatçı bir yönü var.

f.
1. yıldırım gibi geçmek/koşmak.
2. {bir yüzeyde} renkli çizgiler yapmak: I shall streak this painting with yellow. Bu tabloya sarı çizgiler koyacağım.
3. {saça} meç yapmak.
streak i.

f. yol, çizgi; bir madeni ovalayarak elde edilen tozun rengi; damar, eser, nişan; süre, müddet;

f. çizgileşmek, yol yol yapmak; hızla geçmek, hızla gitmek; çırıl çıplak soyunarak herkesin önünde hızla koşup kaybolmak. like a streak k.dili. çok çabuk, son süratle. lucky streak, streak of luck kısa süren şanslılık devresi. a streak of stubbornness damar. streaky

s. çubuklu, yollu, çizgili.
streak streak strik İsim * çevresinden farklı renkte olan ince çizgi. It made a streak of light in the sky. Gökte çizgi halinde bir ışık bıraktı. * özellik, taraf, yön. Fiil * yıldırım gibi geçmek veya koşmak. * {bir yüzeyde} renkli çizgiler yapmak. * {saça} meç yapmak.
streak yol, çizgi; bir madeni ovalayarak elde edilen tozu

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
streak of bad luck
  • [N] anlık şanssızlık
streak of lightning
  • [N] şimşek, yıldırım
like a streak of lightning
  • [A] şimşek gibi, hızla
streak of luck
  • [N] kısa süren şans, anlık şans
have a losing streak k. dili {birinin} şansı rast gitmemek.
have a lucky/winning streak k. dili {birinin} şansı rast gitmek.
like a streak of lightning k. dili yıldırım gibi.
have a losing streak * {birinin} şansı rast gitmemek.