İngilizce » Türkçe  |
Yukarı  |
| telltale |
{'telteıl}
- [A] sahte, yalan
- [N] dedikoducu, sırrı açığa vuran kimse, ispiyoncu, sayaç, işe giriş saatini yazan makine
|
|
| telltale |
i. başkalarının sırlarını açığa vuran kimse.
s. durumu/gerçeği açığa vuran {şey}: There was a telltale smudge of lipstick on his collar. Yakasında durumu açığa vuran bir ruj lekesi vardı. |
|
| telltale |
i.
s. başkalarının sırlarını orada burada anlatan kimse, dedikoducu kimse; dümenin durumunu gösteren alet; org körüğünün dolu veya boş olduğunu gösteren cihaz; memurların işe gelip gitme saatini kaydeden saat: tren makinistine bir köprünün yaklaştığını ihtar için hatların üstünde asılı bulunan ip parçalan:
s. dedikoducu, sır söyleyen özel veya gizli bir şeyi meydana vuran. |
|
| telltale |
tell.tale
tel'teyl
İsim
* başkalarının sırlarını açığa vuran kimse.
Sıfat
* durumu veya gerçeği açığa vuran {şey}. |
|
| telltale |
başkalarının sırlarını orada burada anlatan kimse, |
|
|
İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
|
|