Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
telltale Dinle! {'telteıl}
  • [A] sahte, yalan
  • [N] dedikoducu, sırrı açığa vuran kimse, ispiyoncu, sayaç, işe giriş saatini yazan makine
telltale i. başkalarının sırlarını açığa vuran kimse.

s. durumu/gerçeği açığa vuran {şey}: There was a telltale smudge of lipstick on his collar. Yakasında durumu açığa vuran bir ruj lekesi vardı.
telltale i.

s. başkalarının sırlarını orada burada anlatan kimse, dedikoducu kimse; dümenin durumunu gösteren alet; org körüğünün dolu veya boş olduğunu gösteren cihaz; memurların işe gelip gitme saatini kaydeden saat: tren makinistine bir köprünün yaklaştığını ihtar için hatların üstünde asılı bulunan ip parçalan:

s. dedikoducu, sır söyleyen özel veya gizli bir şeyi meydana vuran.
telltale tell.tale tel'teyl İsim * başkalarının sırlarını açığa vuran kimse. Sıfat * durumu veya gerçeği açığa vuran {şey}.
telltale başkalarının sırlarını orada burada anlatan kimse,

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
a telltale tear
  • [N] sahte gözyaşı
telltale clock
  • [N] kontrol saati, bekçi saati
a telltale tear sahte gözyaşı i.
telltale clock kontrol saati, bekçi saati i.