| till |
{tıl}
- [CONJ] kadar, dek
- [N] para çekmecesi, kasa
- [PREP] kadar, dek
- [V] sürmek, toprağı sürmek, işlemek {toprak}
|
|
| till |
{edat}, {bağlaç} -e kadar, -e gelinceye kadar, zamana kadar. till now şimdiye kadar. till the end of time ebediyen. till then o vakte kadar. till I come. ben gelinceye kadar. |
|
| till |
i. para çekmecesi, kasa {dükkanda}. |
|
| till |
f. çift sürmek, toprağı işlemek. tillable
s. ziraate elverişli. tillage i çift sürme, ziraat, çiftçilik. |
|
| till |
i, jeol buzulların taşıyıp yığdığı çakıl veya kum ile karışık balçık. |
|
|