Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
together Dinle! {tə'geðər}
  • [A] kuyruk {kimse}, peşinden ayrılmayan
  • [ADV] beraber, birlikte, hep birden, hiç durmadan
together z.

s. beraber, birlikte, hep bir yerde, bir arada; aralıksız, fasılasız;

s. A.B.D., {argo} sakin, kendine hâkim, kendine güvenen get. it all together {argo} sakinleşmek; olumlu davranışı olmak, kendine güvenmek. together with ile beraber. togetherness

i. beraber oluş, birbirine yakın oluş; birbirine tutkunluk.
together z. beraber, birlikte: Shall we go together? Beraber gidelim mi?

s. k. dili dengeli ve aklı başında {kimse}.
Together Birlikte
together to.geth.er tûgedh'ır, tıgedh'ır Zarf * beraber, birlikte.