İngilizce » Türkçe  |
Yukarı  |
| tooth |
{tu:ɵ}
- [N] diş, pütür, tırtık, sert yüzey {kâğıt vb.}, damak zevki, sevme {yemek}
- [V] diş açmak, dişlemek, pütürlü yapmak {kumaş vb}, dişleri birbirine geçmek
|
|
| tooth |
çoğ. teeth {tith}
i. diş. |
|
| tooth |
i. {çoğ. teeth}
f. diş; diş gibi çıkıntı, diş şeklinde şey; diş gibi kesen şey; belirli bir yemeğe olan aşırı düşkünlük; çoğ. keskin ve içine işleyen şey; f diş diş etmek, kenarına diş yapmak. armed to the teeth baştan tırnağa kadar silâhlı. a bone in his teeth gemi giderken önünde meydana gelen su fışkırması. by the skin of ones teeth ancak, güçbelâ. cast it in his teeth yüzüne vurmak, yüzüne karşı söylemek. cut a tooth diş çıkarmak. fight tooth and nail çok şiddetli dövüşmek. get ones teeth into kendini vermek {işine}. in the teeth of karşı karşıya. show ones teeth tehdit etmek. It set my teeth on edge Dişlerimi kamaştırdı. They put teeth in that law. Koydukları madde ile kuralın etkisini artırdılar. toothed
s. dişli toothy
s. dişlek. |
|
| tooth |
tooth
tuth
İsim C)teeth
* diş. |
|
| tooth |
{çoğ.} teeth} diş; diş gibi çıkıntı, diş şeklinde |
|
|
İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
|
|