| traffic |
{'træfık}
- [N] trafik, gidiş geliş, alışveriş
- [V] değiş tokuş etmek, karanlık işler yapmak, iş yapmak, yolculuk etmek
|
|
| traffic |
i. gidişgeliş, trafik, seyrüsefer; alışveriş, ticaret, trampa, değiş tokuş; yük miktarı; yolcu adedi; iş, muamele. drug traffic uyuşturucu madde ticareti. traffic circle A.B.D. gidişgelişin tek yönde olduğu daire şeklindeki kavşak. traffic cop k.dili trafik polisi. traffic divider refüj. traffic island ada. traffic jam trafik tıkanıklığı. traffic light trafik ışığı, trafik lambası. traffic manager trafik memuru. Let us charge what the traffic will bear. Satılabilecek en yüksek fiyatı koyalım. |
|
| traffic |
f. {-ficked, -ficking} yolculuk yapmak. traffic in değiş tokuş etmek; karanlık işlerle uğraşmak. traffic with ile ilişkide bulunmak. |
|
| traffic |
i. 1. trafik: The traffic´s heavy right now. Şu an trafik yoğun. 2. ticaret: narcotics traffic uyuşturucu ticareti.
f. {
trafficked,
trafficking} in {yasalara aykırı bir şekilde} {bir şeyin} ticaretini yapmak. |
|
| traffic |
trafik |
|
|