Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
traffic Dinle! {'træfık}
  • [N] trafik, gidiş geliş, alışveriş
  • [V] değiş tokuş etmek, karanlık işler yapmak, iş yapmak, yolculuk etmek
traffic i. gidişgeliş, trafik, seyrüsefer; alışveriş, ticaret, trampa, değiş tokuş; yük miktarı; yolcu adedi; iş, muamele. drug traffic uyuşturucu madde ticareti. traffic circle A.B.D. gidişgelişin tek yönde olduğu daire şeklindeki kavşak. traffic cop k.dili trafik polisi. traffic divider refüj. traffic island ada. traffic jam trafik tıkanıklığı. traffic light trafik ışığı, trafik lambası. traffic manager trafik memuru. Let us charge what the traffic will bear. Satılabilecek en yüksek fiyatı koyalım.
traffic f. {-ficked, -ficking} yolculuk yapmak. traffic in değiş tokuş etmek; karanlık işlerle uğraşmak. traffic with ile ilişkide bulunmak.
traffic i.
1. trafik: The traffic´s heavy right now. Şu an trafik yoğun.
2. ticaret: narcotics traffic uyuşturucu ticareti.

f. {

trafficked,

trafficking} in {yasalara aykırı bir şekilde} {bir şeyin} ticaretini yapmak.
traffic trafik

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
air traffic
  • [N] hava trafiği
barring traffic jam
  • [ADV] trafik sıkışmazsa
traffic block
  • [N] trafik sıkışıklığı
traffic congestion
  • [N] trafik tıkanıklığı
air-traffic control
  • [N] kontrol: hava trafik kontrolü
traffic jam
  • [N] trafik sıkışıklığı
maritime traffic
  • [N] deniz ticareti
passenger traffic
  • [N] yolcu trafiği
peak of traffic
  • [N] trafiğin en yoğun olduğu durum
traffic roundabout
  • [N] dolambaçlı yol
through traffic
  • [N] kesintisiz trafik
heavy traffic
  • [N] trafik: yoğun trafik
One-way traffic
  • [PHR] trafik: Tek yön trafik (aut.) (aut.)
traffic island
  • [N] refüj
traffic lane
  • [N] şerit
traffic lights
  • [N] trafik ışıkları
traffic manager
  • [N] işletme müdürü, sevk amiri
traffic offender
  • [N] trafik suçu işleyen kimse
traffic offense
  • [N] trafik suçu
traffic regulations
  • [N] trafik kuralları, trafik yönetmeliği