Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
transit Dinle! {'trænzıt, 'trænsıt}
  • [A] transit
  • [N] transit, transit geçiş, yıldızın burçlar kuşağından geçmesi, geçme
transit i.
1. ulaşım, {birini/bir şeyi} {bir yerden} {başka bir yere} aktarma.
2. toplu taşıma; toplu taşıma araçları.
3. gökb. geçiş, geçme.
4. teodolit, takeometre.
transit i.

f. geçme, mürur; geçiş; transit; astr. gökcisminin teleskop sahasından geçmesi; astr. ufak bir gökcisminin büyük bir gökcismi ile dünyanın arasından geçmesi; yatay ve düşey açıları ölçmeye mahsus yüzölçümü aleti;

f. geçmek, transit geçmek; teleskop sahasından ge çirmek veya geçmek. transit circle, transit instrument bir gökcisminin meridyenden geçişini izleyen rasat aleti, meridyen aleti. transit compass yatay açı ö1çmeye mahsus yüzölçümü aleti. transit duty transit gümrük resmi. transit lounge {havaalanında} transit salonu. in transit transit olarak.
transit düzgeçiş
transit tran.sit trän'sît, trän'zît İsim * ulaşım, {birini, bir şeyi} {bir yerden} {başka bir yere} aktarma. * toplu taşıma; toplu taşıma araçları. astronomy * geçiş, geçme. * teodolit, takeometre.

Türkçe » İngilizce Yukarı
transit
  • [A] transit
  • [N] transit
transit ,-ti transit, passage through one country of people or goods which are bound for another country.

__ eşya transit goods, goods in transit.

__ geçmek /dan/
1. to pass through {a country} en route, go through {a country} in transit.
2. slang to pass through {a place} without stopping.
3. slang {for a driver} to run {a red light}; to ignore {a stop sign, a traffic policeman´s signal}.

__ rejimi law system which allows goods in transit immunity from customs duties.

__ seyahat through trip.

__ trafik through traffic.

__ vizesi transit visa.

__ yolcu in-transit passenger.

__ yolcu salonu in-transit passenger lounge.

__ yolu through highway.
transit transit[i] * transit, passage through one country of people/goods which are bound for another country.

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
This is my transit pass.
  • [PHR] vize: Bu benim transit geçiş vizam.
I am a transit passenger to New York.
  • [PHR] transit: Ben New York'a transit giden bir yolcuyum.
I'm in transit for Los Angeles.
  • [PHR] transit: Los Angeles için transit yolcuyum.
in transit
  • [ADV] transit olarak
transit visa
  • [N] transit vize
be in transit {insanlar/mallar} yolda olmak; {insanlar} bir yerden başka bir yere geçmekte olmak; {mallar} bir yerden başka bir yere taşınmakta olmak.
charge transit time yük taşınma süresi
transit exchange düzgeçiş santralı
transit lounge {havaalanında} transit yolcu salonu.
transit network düzgeçiş ağı
transit share düzgeçiş ücret payı
transit system toplu taşıma sistemi.
transit traffic düzgeçiş trafiği
transit visa transit vizesi.
be in transit * {insanlar, mallar} yolda olmak; {insanlar} bir yerden başka bir yere geçmekte olmak; {mallar} bir yerden başka bir yere taşınmakta olmak.
transit lounge * {havaalanında} transit yolcu salonu.
transit system * toplu taşıma sistemi.
transit visa